Kendi Kitaplarından

Şâfiî (v. 204) · el-Umm · Cilt 1, Sayfa 294 · İctihad

Şâfiî: dinden dönen bâliğ erkek de kadın da tövbeye çağrılır; dönmezse öldürülür

Arapça metin

وَمَنْ انْتَقَلَ عَنْ الشِّرْكِ إلَى إيمَانٍ ثُمَّ انْتَقَلَ عَنْ الْإِيمَانِ إلَى الشِّرْكِ مِنْ بَالِغِي الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ اُسْتُتِيبَ فَإِنْ تَابَ قُبِلَ مِنْهُ، وَإِنْ لَمْ يَتُبْ قُتِلَ
Sayfanın tamamı
(قَالَ الشَّافِعِيُّ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى -): وَمَنْ انْتَقَلَ عَنْ الشِّرْكِ إلَى إيمَانٍ ثُمَّ انْتَقَلَ عَنْ الْإِيمَانِ إلَى الشِّرْكِ مِنْ بَالِغِي الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ اُسْتُتِيبَ فَإِنْ تَابَ قُبِلَ مِنْهُ، وَإِنْ لَمْ يَتُبْ قُتِلَ قَالَ اللَّهُ ﷿ ﴿وَلا يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتَّى يَرُدُّوكُمْ عَنْ دِينِكُمْ إِنِ اسْتَطَاعُوا﴾ إِلَى ﴿هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ﴾ (قَالَ الشَّافِعِيُّ): أَخْبَرَنَا الثِّقَةُ مِنْ أَصْحَابِنَا عَنْ حَمَّادٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ قَالَ «لَا يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إلَّا بِإِحْدَى ثَلَاثٍ، كُفْرٍ بَعْدَ إيمَانٍ، أَوْ زِنًا بَعْدَ إحْصَانٍ، أَوْ قَتْلِ نَفْسٍ بِغَيْرِ نَفْسٍ» (قَالَ الشَّافِعِيُّ): أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ أَيُّوبَ بْنِ أَبِي تَمِيمَةَ عَنْ عِكْرِمَةَ قَالَ: لَمَّا بَلَغَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَّ عَلِيًّا - رَضِيَ اللَّهُ تَعَالَى عَنْهُ - حَرَّقَ الْمُرْتَدِّينَ أَوْ الزَّنَادِقَةَ قَالَ: لَوْ كُنْت أَنَا لَمْ أُحَرِّقْهُمْ، وَلَقَتَلْتُهُمْ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ «مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ» وَلَمْ أُحَرِّقْهُمْ لِقَوْلِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ «لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ أَنْ يُعَذِّبَ بِعَذَابِ اللَّهِ» (قَالَ الشَّافِعِيُّ): أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ: قَالَ «مَنْ غَيَّرَ دِينَهُ فَاضْرِبُوا عُنُقَهُ» (قَالَ الشَّافِعِيُّ): حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ثَابِتٌ، وَلِمَ أَرَ أَهْلَ الْحَدِيثِ يُثْبِتُونَ الْحَدِيثَيْنِ بَعْدَ حَدِيثِ زَيْدٍ لِأَنَّهُ مُنْقَطِعٌ، وَلَا الْحَدِيثَ قَبْلَهُ (قَالَ): وَمَعْنَى حَدِيثِ عُثْمَانَ عَنْ النَّبِيِّ ﷺ «كُفْرٍ بَعْدَ إيمَانٍ»، وَمَعْنَى، " مَنْ بَدَّلَ قُتِلَ " مَعْنًى يَدُلُّ عَلَى أَنَّ مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ دِينَ الْحَقِّ، وَهُوَ الْإِسْلَامُ لَا مَنْ بَدَّلَ غَيْرَ الْإِسْلَامِ وَذَلِكَ أَنَّ مَنْ خَرَجَ مِنْ غَيْرِ دِينِ الْإِسْلَامِ إلَى غَيْرِهِ مِنْ الْأَدْيَانِ فَإِنَّمَا خَرَجَ مِنْ بَاطِلٍ إلَى بَاطِلٍ، وَلَا يُقْتَلُ عَلَى الْخُرُوجِ مِنْ الْبَاطِلِ إنَّمَا يُقْتَلُ عَلَى الْخُرُوجِ مِنْ الْحَقِّ لِأَنَّهُ لَمْ يَكُنْ عَلَى الدِّينِ الَّذِي أَوْجَبَ اللَّهُ ﷿ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَعَلَى خِلَافِهِ النَّارَ إنَّمَا كَانَ عَلَى دِينٍ لَهُ النَّارُ إنْ أَقَامَ عَلَيْهِ قَالَ اللَّهُ جَلَّ ثَنَاؤُهُ ﴿إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ الإِسْلامُ﴾، وَقَالَ اللَّهُ ﷿ ﴿وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلامِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ﴾ إلَى قَوْلِهِ ﴿مِنَ الْخَاسِرِينَ﴾ وَقَالَ ﴿وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ﴾ إلَى قَوْلِهِ ﴿مُسْلِمُونَ﴾ (قَالَ الشَّافِعِيُّ): وَإِذَا قُتِلَ الْمُرْتَدُّ أَوْ الْمُرْتَدَّةُ فَأَمْوَالُهُمَا فَيْءٌ لَا يَرِثُهَا مُسْلِمٌ وَلَا ذِمِّيٌّ

Çeviri

Şirkten imana geçip sonra imandan şirke geçen kimse — bâliğ erkeklerden de kadınlardan da — tövbeye çağrılır; tövbe ederse kabul edilir, tövbe etmezse öldürülür.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

bâliğ erkeklerden de kadınlardan da مِنْ بَالِغِي الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ* tövbeye çağrılır اُسْتُتِيبَ* tövbe etmezse öldürülür وَإِنْ لَمْ يَتُبْ قُتِلَ* Yahyâ b. Saîd'in hadisi sabittir حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ثَابِتٌ*

Satır altı görünüm
مِنْ بَالِغِي الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِbâliğ erkeklerden de kadınlardan daاُسْتُتِيبَtövbeye çağrılırوَإِنْ لَمْ يَتُبْ قُتِلَtövbe etmezse öldürülürحَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ثَابِتٌYahyâ b. Saîd'in hadisi sabittir
  1. مِنْ بَالِغِي الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ: Kadınların açıkça hükme dahil edilmesi bu sayfanın ayırt edici cümlesidir. Hemen önceki cümle, İslâm'a hiç girmemiş müşrikler için «öldürme kadınlar değil erkekler içindir» der; yani kadının hayatı aslî küfürde korunur, İslâm'dan çıkışta korunmaz.
  2. اُسْتُتِيبَ: استتابة: X. bâb, ت-و-ب kökü. Bir sonraki sayfa istitâbenin hemen mi yoksa bir süre (üç gün) mi yapılacağında iki görüş kaydeder ve Ömer'in özet infaza çıkışmasını Mâlik tarikiyle nakleder.
  3. وَإِنْ لَمْ يَتُبْ قُتِلَ: Meçhul fiil; faili mahkemedir. Şâfiî'nin hemen ardından delil olarak okuduğu âyet (2:217) ise aynı durumu etken ve geçişsiz bir fiille anlatır: فَيَمُتۡ — «ölür».
  4. حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ ثَابِتٌ: Şâfiî sayfadaki üç rivayetten yalnız birini, Osman'ın «كُفْرٍ بَعْدَ إيمَانٍ» hadisini sabit sayar; Zeyd b. Eslem'inkini «منقطع» der. Cümlenin en doğal okumasıyla İkrime–İbn Abbâs tarikiyle gelen «من بدل دينه فاقتلوه»yu da hadis ehlinin sabit saymadığını söyler.

Kaynak

الأم للشافعي - ط الفكر · Baskı: دار الفكر - بيروت الثانية ١٤٠٣ هـ - ١٩٨٣ م (وأعادوا تصويرها ١٤١٠ هـ -١٩٩٠ م) (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 1 · Sayfa 294 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: Dâru'l-Ma'rife, Beyrut (Muhammed Zührî en-Neccâr tashihi) · Sayfa 257 · juz1.pdf (juz 1) — PDF sayfa 269

Tarama Dâru'l-Ma'rife baskısının c.1 s.257'sidir; Shamela'nın Dâru'l-Fikr sayfalaması 294. Bu ciltte iki baskı arasındaki fark −37 sayfadır — el-Umm'da şimdiye kadar ölçülen en büyük kayma (c.5'te −2 ve −12, c.7'de −8). Kayma cilt içinde de sabit değildir: Dâru'l-Fikr c.1 s.324'teki «باب الحكم فيمن دخل في صلاة أو صوم» başlığı Dâru'l-Ma'rife'de s.284'tedir (−40). PDF indeksi basılı sayfadan 12 fazladır (indeks 269 = basılı ٢٥٧).

İki baskının sayfa sınırları örtüşmez. Shamela'nın 294. sayfası «مني دماءهم وأموالهم إلا بحقها» ile başlar — bu cümle basılı ٢٥٧'nin ortasındadır — ve «فإن مات على» ile biter, ki o da basılı ٢٥٨'dedir. Alıntının bulunduğu bölüm, «المرتد عن الإسلام» başlığından «لا يرثها مسلم ولا ذمي» cümlesine kadar, bütünüyle basılı ٢٥٧ üzerindedir.

Alıntı taramayla kelime kelime örtüşür; fark yalnız noktalamadadır (baskı «( قال الشافعي ) رحمه الله تعالى ومن انتقل», Shamela araya tire ve iki nokta koyar). Sayfanın aşağısındaki Şâfiî'nin rivayet değerlendirmesi de iki baskıda aynı kelimelerle durur: «حديث يحيى بن سعيد ثابت ولم أر أهل الحديث يثبتون الحديثين بعد حديث زيد لأنه منقطع ولا الحديث قبله». Dâru'l-Fikr dijital metni «ولم»yı «وَلِمَ» diye harekeler; baskı harekesizdir ve cümlenin anlamı «وَلَمْ» okumasını gerektirir.

İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı ٢٥٧'deki «المرتد عن الإسلام» ara başlığı ve metin sırası, Shamela'nın `part: 1` / `page_num: 294` sayfasındaki `toc-271` başlığıyla ve canlı sayfanın «ج1 - ص294» başlığıyla örtüşür; (b) metin sadakati — iki vurgu kutusunun her biri kendi yüzde değerlerinden geri kırpıldı; birincisi «ومن»dan «بالغي»ye, ikincisi «الرجال»dan «قتل»e kadar alıntıyı taşır.

الأم للشافعي - ط الفكر 1/294

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Pasaj el-Umm'un birinci cildinde, kiminle hangi sebeple savaşılacağına dair tartışmanın hemen ardından gelen «المرتد عن الإسلام» ara başlığıdır (Dâru'l-Fikr c.1 s.294). el-Umm'da mürtede ayrılmış daha uzun bir bâb da vardır («باب المرتد الكبير», Dâru'l-Fikr c.6 s.168); bu sayfa hükmün kısa ve özlü ifadesidir.

Sayfa beş hamlede ilerler. (1) Aslî küfür: müşriklerden «öldürme kadınlar değil erkekler içindir». (2) İrtidat: imandan şirke geçen bâliğ erkek ve kadın tövbeye çağrılır, dönmezse öldürülür — alıntı budur; delil olarak 2:217 «ولا يزالون يقاتلونكم»dan «هم فيها خالدون»a kadar okunur. (3) Üç rivayet: Osman'dan «bir Müslümanın kanı ancak üç şeyden biriyle helâl olur: imandan sonra küfür, ihsândan sonra zina, haksız yere adam öldürme»; İkrime'den, Ali'nin mürtedleri yakması üzerine İbn Abbâs'ın «من بدل دينه فاقتلوه» sözü; Mâlik'ten, Zeyd b. Eslem'in mürsel «من غير دينه فاضربوا عنقه» rivayeti. (4) Değerlendirme: Şâfiî yalnız Osman hadisini «ثابت» sayar. (5) Kapsam: hüküm yalnız İslâm'dan çıkana uygulanır; bir bâtıl dinden ötekine geçen «bâtıldan bâtıla» geçmiştir ve öldürülmez — delil 3:19, 3:85 ve 2:132.

Sayfanın devamı (context_after) mürtedin malını ve çocuklarını düzenler: öldürülen mürted erkeğin ve kadının malı fey'dir; çocukları esir alınmaz, çünkü «babalarının din değiştirmesinde onların günahı yoktur» — fakat aynı cümle, bu çocuklardan bulûğa erenin İslâm'a davet edileceğini, Müslüman olmazsa öldürüleceğini ekler.

Önceki sayfanın sonu
فَمَنْ لَمْ يَزَلْ عَلَى الشِّرْكِ مُقِيمًا لَمْ يُحَوَّلْ عَنْهُ إلَى الْإِسْلَامِ فَالْقَتْلُ عَلَى الرِّجَالِ دُونَ النِّسَاءِ مِنْهُمْ. الْمُرْتَدُّ عَنْ الْإِسْلَامِ
Sonraki sayfanın başı
وَسَوَاءٌ مَا كَسَبَا مِنْ أَمْوَالِهِمَا فِي الرِّدَّةِ أَوْ مَلَكَا قَبْلَهَا، وَلَا يُسْبَى لِلْمُرْتَدِّينَ ذُرِّيَّةٌ امْتَنَعَ الْمُرْتَدُّونَ فِي دَارِهِمْ أَوْ لَمْ يَمْتَنِعُوا أَوْ لَحِقُوا فِي الرِّدَّةِ بِدَارِ الْحَرْبِ أَوْ أَقَامُوا بِدَارِ الْإِسْلَامِ لِأَنَّ حُرْمَةَ الْإِسْلَامِ قَدْ ثَبَتَتْ لِلذُّرِّيَّةِ بِحُكْمِ الْإِسْلَامِ فِي الدِّينِ وَالْحُرِّيَّةِ، وَلَا ذَنْبَ لَهُمْ فِي تَبْدِيلِ آبَائِهِمْ، ويوارثون، وَيُصَلَّى عَلَيْهِمْ، وَمَنْ بَلَغَ مِنْهُمْ الْحِنْثَ أُمِرَ بِالْإِسْلَامِ فَإِنْ أَسْلَمَ، وَإِلَّا قُتِلَ

Mezheplerin konumu

Hanefî

Mürted erkek öldürülür; mürted kadın öldürülmez, fakat hapsedilir ve İslâm'a dönmeye zorlanır. Aynı sayfa Şâfiî'nin «Müslüman olmazsa öldürülür» görüşünü karşı görüş olarak nakleder.

el-Mebsût (Serahsî) c.10 s.108 — https://shamela.ws/book/5423/2113
Mâlikî

Çıkışını açıkça ilan eden mürted tövbeye çağrılır, dönmezse öldürülür; küfrünü gizleyen zındık ise muttali olunduğunda tövbeye çağrılmadan öldürülür.

el-Muvatta (Yahyâ rivayeti) c.2 s.736 — https://shamela.ws/book/1699/1981
Şâfiî

İmandan şirke geçen bâliğ erkek ve kadın tövbeye çağrılır; tövbe ederse kabul edilir, etmezse öldürülür. Hüküm yalnız İslâm'dan çıkana uygulanır, başka dinler arasında geçene değil. Bu girdinin konusu olan sayfa budur.

el-Umm c.1 s.294 — https://shamela.ws/book/1655/279
Hanbelî

Mürtedin öldürülmesi vâciptir ve bunda icmâ vardır; erkek ile kadın arasında fark yoktur, üç gün tövbeye çağrılır ve üzerine daraltılır.

el-Muğnî (Türkî) c.12 s.264 — https://shamela.ws/book/6910/6401

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur, ve bir kısmı bizzat bu sayfadan gelir.

(1) Şâfiî kapsamı daraltır. Rivayetin lafzı «kim dinini değiştirirse» diyerek her din değiştireni kapsayacak genişliktedir; Şâfiî onu yalnız İslâm'dan çıkışa indirir ve bir bâtıl dinden ötekine geçeni açıkça dışarıda bırakır.

(2) İstitâbe şarttır, tövbe kabul edilir. Hüküm bir cezanın otomatik uygulanması değil, dönüş imkânı tanınmış bir süreçtir; bir sonraki sayfa istitâbenin süresi üzerine iki görüş kaydeder ve Ömer'in özet infaza çıkışmasını nakleder.

(3) Eşitlik bir adalet ilkesidir. Şâfiîler, cezalarda erkek ile kadının eşit tutulduğunu — zina, hırsızlık ve içki haddinde olduğu gibi — ve kadını muaf tutmanın bir ayrımcılık olacağını savunur (bu delil Serahsî tarafından el-Mebsût c.10 s.109'da Şâfiî adına nakledilir).

(4) Şâfiî delillerini kendisi eler. Sayfa üç rivayet getirir ve yalnız birini sabit sayar; bu, hadis eleştirisini hükmün içine yerleştiren bir usûl titizliğidir.

(5) Kişisel sorumluluk tanınır. Mürtedin çocukları esir alınmaz, çünkü «babalarının din değiştirmesinde onların günahı yoktur».

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu sayfanın sicile girmesinin sebebi, mürtedin öldürülmesi hükmünü taşıması değil — o hüküm dört mezhebin üçünde vardır — kadının hayatını hangi eşikte koruyup hangi eşikte kaldırdığıdır. Sayfanın hemen önceki cümlesi, İslâm'a hiç girmemiş müşrik kadını öldürmeden muaf tutar; alıntı ise imandan dönen kadını tövbe etmediği takdirde öldürür. Yani sayfada kadının hayatını kaybettiren şey küfür değil, bir zamanlar iman etmiş olmaktır. Ceza, kişinin şimdiki inancına değil, inancını değiştirmesine bağlanır.

Şâfiî bu hükme delil olarak önce Kur'an'ı okur, ve okuduğu âyet hükmü taşımaz. 2:217 dininden dönen kimseyi «kâfir olarak ölen» biri olarak tasavvur eder; fiil etken ve geçişsizdir, فَيَمُتۡ, ve karşılık amellerin boşa çıkması ile ateştir. Âyetin tarif ettiği kişi yaşar ve kendi eceliyle ölür; sayfanın tarif ettiği kişi tövbe süresi dolunca öldürülür. 4:137 aynı noktayı daha keskin kurar: iman ile küfür arasında iki kez gidip gelen bir insan tarif eder, ki bu ancak ilk dönüşte öldürülmemiş biri için mümkündür.

Delil zinciri de kendi sayfasında sınırlarını gösterir. Şâfiî üç rivayetten yalnız birini sabit sayar — Osman'ın «imandan sonra küfür» hadisini — ve Zeyd b. Eslem'inkini açıkça munkati' ilan eder; cümlesinin en doğal okumasıyla, bugün Buhârî'de bulunan İkrime–İbn Abbâs rivayetini de hadis ehlinin sabit saymadığını söyler. Kalan tek delil «bir Müslüman kişi» (امرئ مسلم) der ve kadınları ayrıca anmaz; kadının hükme dahil edilmesi rivayetin değil, Şâfiî'nin eşitlik kıyasının sonucudur. Aynı rivayet üzerinden Hanefîler tam ters sonuca varır ve kadını öldürmez.

Sayfanın lehine yazılması gerekenler de vardır. Şâfiî hükmün kapsamını daraltır: bir bâtıl dinden ötekine geçeni, lafzın genişliğine rağmen, dışarıda bırakır. İstitâbeyi şart koşar, tövbeyi kabul eder. Mürtedin çocuklarını esir almaz, çünkü «babalarının din değiştirmesinde onların günahı yoktur» — bu, Kur'an'ın kişisel sorumluluk ilkesiyle örtüşen bir cümledir. Fakat aynı cümle o ilkeyi hemen sınırlar: bu çocuklardan bulûğa eren İslâm'a davet edilir, kabul etmezse öldürülür. Hükmün mantığı burada en açık hâlini alır — çocuklukta «hükmen Müslüman» sayılmış biri, hiç kendi seçmediği bir dinden «dönmüş» kabul edilir.

Kur'an'ın aynı konuda söylediği şudur: dinde zorlama yoktur, çünkü doğru yol sapmadan ayrışmıştır (2:256); dileyen inanır, dileyen inkâr eder, ve karşılığı âhirettedir (18:29); insanları mü'min olsunlar diye zorlayacak olan sen misin (10:99). Metin irtidâdı adıyla ve defalarca anar; ona bağladığı karşılıkların hiçbiri bir mahkemenin eline verilmez.

Doğrulandı: 2026-09-10