Yetişkin bir erkeğin emzirilmesi: «Onu emzir» — «Nasıl emzireyim, o koca bir adam?»
Arapça metin
Sayfanın tamamı
Çeviri
Kelime kelime
ve-dedi فَقَالَ Peygamber النَّبِيُّ onu emzir أَرْضِعِيهِ* dedi (o kadın) قَالَتْ ve-nasıl وَكَيْفَ emzireyim أُرْضِعُ* hâlbuki o وَهُوَ bir adam رَجُلٌ büyük / yetişkin كَبِيرٌ*
Satır altı görünüm
- أَرْضِعِيهِ: IV. bâb emir, müennes muhatap + nesne zamiri ه: 'sen (kadın) onu emzir'. Fiil رضع kökünden; süt vermeyi ifade eder.
- أُرْضِعُ: IV. bâb, 1. tekil muzari; sorunun tonu itiraz/şaşkınlıktır.
- كَبِيرٌ: ك-ب-ر kökü; burada yaşça büyüklük: bâbın başlığı da «رضاعة الكبير» (yetişkinin emzirilmesi) şeklindedir. İkinci rivayette aynı durum «قد بلغ ما يبلغ الرجال» (erkeklerin eriştiğine erişmiş) diye açıklanır.
Kaynak
Bağlam
Metin Sahîh-i Müslim'in Kitâbü'r-Radâ' bölümünde, doğrudan «yetişkinin emzirilmesi» başlığını taşıyan (7.) bâbında yer alır (c.2 s.1076, h. 1453). Olay şudur: Ebû Huzeyfe'nin âzatlısı ve evlâtlığı Sâlim, evlatlık kurumunun kaldırılmasından (33:4-5) sonra artık nesep bakımından yabancı sayılmış, Ebû Huzeyfe'nin karısı Sehle bint Süheyl'in yanına girip çıkması sorun olmuştur. Çözüm olarak Sâlim'in emzirilmesi ve böylece süt hısımlığı kurulması söylenmiştir. Müslim aynı bâbda ardarda üç tarik verir; ikinci tarikte gerekçe açıkça kurulur: «Onu emzir ki ona haram olasın ve Ebû Huzeyfe'nin içindeki gitsin.» Bâbın devamı, Peygamber'in diğer eşlerinin bu uygulamayı kabul etmediğini ve bunu Âişe'ye mahsus bir görüş saydıklarını nakleder (Müslim 1454) — yani ihtilaf rivayetin kendi içinde kayıtlıdır. Aynı sayfanın basılı dipnotunda (Abdülbâkī) mesele özetlenir: Âişe ve Dâvûd [ez-Zâhirî] yetişkinin emzirilmesiyle hürmetin sabit olduğu görüşündedir; sahâbe, tâbiîn ve şehirlerin âlimlerinden geri kalanlar ise hürmetin ancak iki yaşından küçüklerin emzirilmesiyle sabit olacağını söylemiş ve cumhur bunu Kur'an'ın «anneler çocuklarını tam iki yıl emzirirler» (2:233) ayetine dayandırmıştır.
Önceki sayfanın sonu
Sonraki sayfanın başı
Mezheplerin konumu
| Hanefî | Yetişkinin emzirilmesiyle hürmet sabit olmaz; süt hısımlığı ancak süt emme çağındaki çocuk için geçerlidir. Ebû Hanîfe süreyi iki buçuk yıl olarak alır (Abdülbâkī'nin aynı sayfadaki dipnotu). |
|---|---|
| Mâlikî | Hürmet iki yıl içindeki emzirmeyle sabit olur; Sâlim hadisi cumhurca ona mahsus (hâs) sayılır. |
| Şâfiî | Hürmet iki yıl içindeki beş ayrı emmeyle sabit olur; yetişkinin emzirilmesi hüküm doğurmaz. |
| Hanbelî | Cumhurla birlikte iki yıl kaydını benimser; Sâlim hadisi neshedilmiş ya da hâs sayılır. |
Gelenek bunu nasıl savunur
Geleneğin savunması dört adımda kurulur ve büyük ölçüde bizzat bu sayfanın basılı dipnotunda özetlenmiştir. (1) Kur'an'a dayanan tahsis: cumhur, süt hısımlığının «anneler çocuklarını tam iki yıl emzirirler» (2:233) ayetiyle sınırlandığını, dolayısıyla yetişkin emzirmesinin hüküm doğurmadığını söyler — yani gelenek bu rivayetin umumunu Kur'an'la kayıtlamıştır. (2) Hâs (kişiye özel) okuma: çoğunluk hükmü Sâlim ve Ebû Huzeyfe ailesine mahsus bir ruhsat sayar; delili, rivayetin kendi içinde bulunan ihtilaftır (diğer eşlerin reddi, Müslim 1454). (3) Nesh iddiası: bir çizgi, hükmün beş emme rivayetiyle neshedildiğini savunur. (4) Uygulama biçimi: Kadî İyâz'ın aynı sayfanın dipnotunda aktarılan yorumu, sütün sağılıp içirildiğini, temasın olmadığını söyler. Bu savunuların ortak yanı, rivayeti reddetmeden hükmü etkisiz kılmalarıdır; hiçbiri metnin Sahîh'te bulunduğunu tartışmaz ve en güçlüsü (1) doğrudan Kur'an'a başvurur.
Bugün de böyle mi?
Kur'an ne diyor?
- 2:233 Metin açıkça söylüyor
«وَٱلْوَٰلِدَٰتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ ۖ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَ»: 'Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlamak isteyenler için, tam iki yıl emzirirler.' Kur'an emzirmeyi bir süreye bağlar ve öznesi çocuktur (أولادهن). Cumhurun kendi tahsisi de tam bu ayete dayanır.
- 4:23 Metin açıkça söylüyor
«وَأُمَّهَٰتُكُمُ ٱلَّٰتِىٓ أَرْضَعْنَكُمْ وَأَخَوَٰتُكُم مِّنَ ٱلرَّضَٰعَةِ»: 'Sizi emziren anneleriniz ve süt kardeşleriniz.' Kur'an süt hısımlığını tanır; fakat 'sizi emziren anneleriniz' ifadesi 2:233'ün tarif ettiği emzirme ilişkisine gönderir — yani bebeklikte kurulan bir ilişkiye.
- 33:4-5 Metin açıkça söylüyor
«مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ … ٱدْعُوهُمْ لِءَابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ ۚ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ»: Rivayetin çözmeye çalıştığı sorunu Kur'an başka türlü çözer. Evlatlık nesep doğurmaz; fakat metin bunun ardından ilişkiyi 'din kardeşliği ve mevlâlık' olarak kurar. Kur'an, kaldırdığı bağın yerine hukukî bir hile değil, adı konmuş başka bir bağ koyar.
- 24:31 Metinden çıkıyor
Kur'an mahremiyet dairesini 24:31'de sayarak belirler ve bu listeye giriş yolu olarak sonradan kurulacak bir 'süt işlemi' göstermez; yetişkin birini mahrem hâline getirmek için bir yol arandı, bulunamadı. Metnin bu konuda sessiz olması (text-silent) burada bir eksiklik değil, bir bulgudur: Kur'an mahremiyet dairesini genişletilebilir bir liste olarak kurmaz.

Bu girdinin dikkat çeken yanı, geleneğin kendisinin burada Kur'an'a başvurmuş olmasıdır. Cumhur, bu rivayetin lafzî hükmünü kabul etmemiş ve gerekçesini doğrudan 2:233'ten almıştır: emzirme tam iki yıla bağlanmış bir ilişkidir, dolayısıyla yetişkin emzirmesi hüküm doğurmaz. Yani ölçü tartışması burada 'Kur'an mı hadis mi' diye açıkça açılmış ve çoğunluk Kur'an'ı tercih etmiştir. Sorun, bu tercihin bir yönteme dönüşmemiş olmasıdır: aynı gelenek, başka konularda Kur'an'ın açık ifadesini hadisin umumuyla sınırlamakta bir sakınca görmez (bu sitedeki mürted girdisi bunun örneğidir). İkinci nokta, rivayetin çözmeye çalıştığı sorunun Kur'an'da zaten çözülmüş olmasıdır: 33:5 evlatlık bağını kaldırdıktan sonra ilişkiyi 'din kardeşliği ve mevlâlık' olarak kurar ve mahremiyeti yeniden üretecek bir işlem önermez. Rivayette önerilen çözüm ise hukukî bir işlemle mahremiyet üretmektir — Kur'an'ın 33:4'te reddettiği türden bir kurgu ('Allah bir adamın göğsünde iki kalp yaratmadı'). Üçüncü nokta, ihtilafın rivayetin kendi içinde kayıtlı olmasıdır: Peygamber'in diğer eşleri uygulamayı kabul etmemiştir. Yani metin, daha ilk nesilde tartışmalı olduğunu kendi ağzıyla söyler.