Kendi Kitaplarından

Mâlik b. Enes (v. 179) · el-Müdevvene · Cilt 2, Sayfa 100 · İctihad

Nikâhta zorlama yasağı ve onun sayılı istisnaları: baba, efendi ve velî

Arapça metin

لَا تُجْبَرُ عَلَى النِّكَاحِ وَلَا يُجْبِرُ أَحَدٌ أَحَدًا عَلَى النِّكَاحِ عِنْدَ مَالِكٍ إلَّا الْأَبُ فِي ابْنَتِهِ الْبِكْرِ وَفِي ابْنِهِ الصَّغِيرِ وَفِي أَمَتِهِ وَعَبْدِهِ وَالْوَلِيُّ فِي يَتِيمِهِ
Sayfanın tamamı
قُلْتُ: أَرَأَيْتَ إنْ قَالَ: زَوِّجْنِي ابْنَتَك بِمِائَةِ دِينَارٍ عَلَى أَنْ أُزَوِّجَك ابْنَتِي بِلَا مَهْرٍ، فَفَعَلَا وَوَقَعَ النِّكَاحُ عَلَى هَذَا وَدَخَلَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا بِامْرَأَتِهِ قَالَ: أَرَى أَنْ يُجَازَ نِكَاحُ الَّذِي سَمَّى لَهَا الْمَهْرَ وَيَكُونُ لَهَا مَهْرُ مِثْلِهَا وَيُفْسَخُ نِكَاحُ الَّتِي لَمْ يُسَمَّ لَهَا صَدَاقٌ دَخَلَ بِهَا أَوْ لَمْ يَدْخُلْ بِهَا قَالَ: وَقَالَ مَالِكٌ: وَالشِّغَارُ إذَا دَخَلَ بِهَا فُسِخَ النِّكَاحُ وَلَا يُقِيمُ عَلَى النِّكَاحِ عَلَى حَالٍ دَخَلَ بِهَا أَوْ لَمْ يَدْخُلْ، وَيُفْرَضُ لَهَا صَدَاقُ مِثْلِهَا وَيُفَرَّقُ بَيْنَهُمَا، قَالَ مَالِكٌ: وَشِغَارُ الْعَبِيدِ كَشِغَارِ الْأَحْرَارِ. قَالَ: فَقُلْنَا لِمَالِكٍ: فَلَوْ أَنَّ رَجُلًا زَوَّجَ ابْنَتَهُ رَجُلًا بِصَدَاقٍ مِائَةِ دِينَارٍ عَلَى أَنْ زَوَّجَهُ الْآخَرُ ابْنَتَهُ بِصَدَاقٍ خَمْسِينَ دِينَارٍ قَالَ مَالِكٌ: لَا خَيْرَ فِي ذَلِكَ وَرَآهُ مِنْ وَجْهِ الشِّغَارِ قَالَ ابْنُ الْقَاسِمِ: وَيُفْسَخُ هَذَا النِّكَاحُ مَا لَمْ يَدْخُلَا، فَإِنْ دَخَلَا لَمْ يُفْسَخْ وَكَانَ لِلْمَرْأَتَيْنِ صَدَاقُ مِثْلِهِمَا. قُلْتُ: أَرَأَيْتَ هَاتَيْنِ الْمَرْأَتَيْنِ أَيُجْعَلُ لَهُمَا الصَّدَاقُ الَّذِي سَمَّيَا، أَمْ يُجْعَلُ لَهُمَا صَدَاقُ مِثْلِهِمَا لِكُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا صَدَاقُ مِثْلِهَا قَالَ: قَالَ: لِي مَالِكٌ: فِي الشِّغَارِ يُفْرَضُ لِكُلِّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا صَدَاقُ مِثْلِهَا إذَا وَطِئَهَا، فَأَرَى هَذَا أَيْضًا مِنْ الْوَجْهِ الَّذِي يُفْرَضُ لَهُمَا صَدَاقُ مِثْلِهِمَا وَلَا يُلْتَفَتُ إلَى مَا سَمَّيَا قَالَ سَحْنُونٌ إلَّا أَنْ يَكُونَ مَا سَمَّيَا أَكْثَرَ فَلَا يُنْقِصَا مِنْ التَّسْمِيَةِ. [إنْكَاحُ الْأَبِ ابْنَتَهُ بِغَيْرِ رِضَاهَا] قُلْتُ: أَرَأَيْتَ إنْ رَدَّتْ الرِّجَالَ رَجُلًا بَعْدَ رَجُلٍ تُجْبَرُ عَلَى النِّكَاحِ أَمْ لَا؟ قَالَ: لَا تُجْبَرُ عَلَى النِّكَاحِ وَلَا يُجْبِرُ أَحَدٌ أَحَدًا عَلَى النِّكَاحِ عِنْدَ مَالِكٍ إلَّا الْأَبُ فِي ابْنَتِهِ الْبِكْرِ وَفِي ابْنِهِ الصَّغِيرِ وَفِي أَمَتِهِ وَعَبْدِهِ وَالْوَلِيُّ فِي يَتِيمِهِ، قَالَ: وَلَقَدْ سَأَلَ رَجُلٌ مَالِكًا وَأَنَا عِنْدَهُ، فَقَالَ لَهُ: إنَّ لِي ابْنَةَ أَخٍ وَهِيَ بِكْرٌ وَهِيَ سَفِيهَةٌ وَقَدْ أَرَدْت أَنْ أُزَوِّجَهَا مَنْ يُحْصِنُهَا وَيَكْفُلُهَا فَأَبَتْ قَالَ مَالِكٌ: لَا تُزَوَّجُ إلَّا بِرِضَاهَا قَالَ: إنَّهَا سَفِيهَةٌ فِي حَالِهَا قَالَ مَالِكٌ: وَإِنْ كَانَتْ سَفِيهَةً فَلَيْسَ لَك أَنْ تُزَوِّجَهَا إلَّا بِرِضَاهَا قُلْتُ: أَرَأَيْتَ إذَا زَوَّجَ الصَّغِيرَةَ أَبُوهَا بِأَقَلَّ مِنْ مَهْرِ مِثْلِهَا أَيَجُوزُ ذَلِكَ عَلَيْهَا فِي قَوْلِ مَالِكٍ؟ قَالَ: سَمِعْت مَالِكًا يَقُولُ يَجُوزُ عَلَيْهَا إنْكَاحُ الْأَبِ، فَأَرَى أَنَّهُ إنْ زَوَّجَهَا الْأَبُ بِأَقَلَّ مِنْ مَهْرِ مِثْلِهَا أَوْ بِأَكْثَرَ فَإِنَّ ذَلِكَ جَائِزٌ إذَا كَانَ إنَّمَا زَوَّجَهَا عَلَى وَجْهِ النَّظَرِ لَهَا، قَالَ: وَلَقَدْ سَأَلْنَا مَالِكًا امْرَأَةٌ وَلَهَا ابْنَةٌ فِي حِجْرِهَا وَقَدْ طَلَّقَ الْأُمَّ زَوْجُهَا عَنْ ابْنَةٍ لَهُ مِنْهَا، فَأَرَادَ الْأَبُ أَنْ يُزَوِّجَهَا مِنْ ابْنِ أَخٍ لَهُ فَأَبَتْ فَأَتَتْ الْأُمُّ إلَى مَالِكٍ فَقَالَتْ لَهُ إنَّ لِي ابْنَةً وَهِيَ مُوسِرَةٌ مَرْغُوبٌ فِيهَا وَقَدْ أُصْدِقَتْ صَدَاقًا كَثِيرًا فَأَرَادَ أَبُوهَا أَنْ يُزَوِّجَهَا مِنْ ابْنِ أَخٍ لَهُ مُعْدَمًا لَا شَيْءَ لَهُ أَفَتَرَى أَنْ أَتَكَلَّمَ؟ قَالَ: نَعَمْ إنِّي لَأَرَى لَك فِي ذَلِكَ مُتَكَلَّمًا قَالَ ابْنُ الْقَاسِمِ: فَأَرَى أَنَّ إنْكَاحَ الْأَبِ إيَّاهَا جَائِزٌ عَلَيْهَا إلَّا أَنْ يَأْتِيَ مِنْ ذَلِكَ ضَرَرٌ فَيُمْنَعَ مِنْ ذَلِكَ

Çeviri

Dedi ki: O nikâha zorlanmaz; Mâlik'e göre hiç kimse hiç kimseyi nikâha zorlayamaz — ancak baba, bâkire kızı ve küçük oğlu hakkında; efendi, câriyesi ve kölesi hakkında; velî de yetimi hakkında müstesnadır.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

zorlanmaz لَا تُجْبَرُ* hiç kimse hiç kimseyi zorlayamaz وَلَا يُجْبِرُ أَحَدٌ أَحَدًا* ancak … müstesna إلَّا* baba, bâkire kızı hakkında الْأَبُ فِي ابْنَتِهِ الْبِكْرِ* ve küçük oğlu hakkında وَفِي ابْنِهِ الصَّغِيرِ* câriyesi ve kölesi hakkında وَفِي أَمَتِهِ وَعَبْدِهِ velî de yetimi hakkında وَالْوَلِيُّ فِي يَتِيمِهِ

Satır altı görünüm
لَا تُجْبَرُzorlanmazوَلَا يُجْبِرُ أَحَدٌ أَحَدًاhiç kimse hiç kimseyi zorlayamazإلَّاancak … müstesnaالْأَبُ فِي ابْنَتِهِ الْبِكْرِbaba, bâkire kızı hakkındaوَفِي ابْنِهِ الصَّغِيرِve küçük oğlu hakkındaوَفِي أَمَتِهِ وَعَبْدِهِcâriyesi ve kölesi hakkındaوَالْوَلِيُّ فِي يَتِيمِهِvelî de yetimi hakkında
  1. لَا تُجْبَرُ: ج-ب-ر kökü, IV. bâbın meçhulü: iradesi dışında bir işe sokulmak. Cümle olumsuz ve genel kurulur.
  2. وَلَا يُجْبِرُ أَحَدٌ أَحَدًا: Umum ifade eden nekre + nekre yapısı; kural, istisna gelmeden önce kayıtsızdır.
  3. إلَّا: İstisna edatı: bundan sonrası kuralın kapsamından çıkarılanların sayımıdır.
  4. الْأَبُ فِي ابْنَتِهِ الْبِكْرِ: Kayıt bâkirelik olup küçüklük değildir; Mâlikî mezhebinde bâliğ bâkire de bu kapsamdadır.
  5. وَفِي ابْنِهِ الصَّغِيرِ: Oğulda kayıt küçüklüktür — yani baba, bâliğ oğlunu zorlayamaz; kızda böyle bir kayıt konmaz.

Kaynak

المدونة · Baskı: دار الكتب العلمية الأولى، ١٤١٥ هـ - ١٩٩٤ م (٤ أجزاء) (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 2 · Sayfa 100 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: Dâru'l-kütübi'l-ilmiyye, Beyrut — 1. baskı 1415/1994 (5 cilt, sonunda İbn Rüşd'ün Mukaddimât'ı) · Sayfa 100 · 02_43334.pdf (c. 2)

Tarama c.2 s.100; PDF sayfa indeksi ile basılı sayfa aynı, kayma yok. Baskı künyesi cildin kendi hakları sayfasından doğrulandı: "جميع الحقوق محفوظة لدار الكتب العلمية — بيروت - لبنان — الطبعة الأولى ١٤١٥هـ - ١٩٩٤م" — girdinin dayandığı baskı. Sayfa üstbilgisi "كتاب النكاح الأول". Shamela sayfası basılı sayfayla aynı yerde başlayıp aynı yerde bitiyor ("قلت: أرأيت إن قال: زوجني ابنتك" → "إلا أن يأتي من ذلك ضرر فيمنع من ذلك"), ve "إنكاح الأب ابنته بغير رضاها" ara başlığı iki metinde de aynı yerde duruyor. Alıntı kelime kelime tutuyor.

Vurgu üç satıra yayılıyor: alıntının ilk kelimesi "لا" bir önceki satırın son kelimesidir (ilk küçük kutu yalnız onu kapsar), son kelimesi "يتيمه" üçüncü satırın ortasında biter; ardındaki virgül kutu dışındadır.

İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı ١٠٠ numarası ve bâb üstbilgisi Shamela'nın `part`/`page_num` değerleriyle aynı; (b) metin sadakati — alıntının tamamı taramada okundu, kutu sınırları ("لا"nın sağ kenarı, "يتيمه"nin sol kenarı) noktasal kırpmayla ayrıca doğrulandı.

المدونة 2/100

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Pasaj el-Müdevvene'nin «Babanın kızını rızası olmadan nikâhlaması» başlığı altındadır (c.2 s.100); soru-cevap (Sahnûn → İbnü'l-Kāsım) biçimindedir ve Mâlik'ten doğrudan nakildir.

Aynı sayfa üç şeyi birlikte kaydeder ve üçü de bu girdinin konusudur. (1) Genel kural: nikâhta zorlama yoktur — ve bu, kaydı konmamış, umum bir cümledir. (2) Sayılı istisnalar: baba (bâkire kızı ve küçük oğlu), efendi (câriyesi ve kölesi), velî (yetimi). Kızda «küçük» kaydının bulunmaması tesadüf değildir; Mâlikî mezhebinde babanın icbâr yetkisi bâliğ bâkireyi de kapsar, oğulda ise bulûğla düşer. (3) Sınır: sayfanın hemen devamında bir adam Mâlik'e, aklı ermeyen (سفيهة) bâkire yeğenini evlendirmek istediğini söyler; Mâlik iki kez «ancak rızasıyla evlendirilir» diye cevap verir — yani istisna babaya hastır, her velîye değil.

Sayfanın son bölümü mehir sorusunu ele alır: baba küçük kızını mehr-i misilden az bir mehirle evlendirirse akit geçerlidir; İbnü'l-Kāsım buna «kızın lehine bakarak (عَلَى وَجْهِ النَّظَرِ لَهَا) evlendirmişse» kaydını ve «zarar doğarsa engellenir» şerhini ekler.

Önceki sayfanın sonu
ِنْدِي، أَلَا تَرَى أَنَّ الرَّجُلَ إذَا خَالَعَ امْرَأَتَهُ عَلَى حَلَالٍ وَحَرَامٍ أُبْطِلَ الْحَرَامُ وَأُجِيزَ مِنْهُ الْحَلَالُ وَلَمْ يَكُنْ لِلزَّوْجِ غَيْرُ ذَلِكَ فَإِنْ كَانَ إنَّمَا خَالَعَهَا عَلَى حَرَامٍ كُلِّهِ مِثْلِ الْخَمْرِ وَالْخِنْزِيرِ وَالرِّبَا فَالْخُلْعُ جَائِزٌ وَلَا يَكُونُ لِلزَّوْجِ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَا يَتْبَعُ الْمَرْأَةَ مِنْهُ بِشَيْءٍ وَإِنْ كَانَ خَالَعَهَا عَلَى ثَمَرٍ لَمْ يَبْدُ صَلَاحُهُ أَوْ عَبْدٍ لَهَا آبِقٍ أَوْ جَنِينٍ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَوْ الْبَعِيرِ الشَّارِدِ جَازَ ذَلِكَ وَكَانَ لَهُ أَخْذُ الْجَنِينِ إذَا وَضَعَتْهُ أُمُّهُ وَأَخْذُ الثَّمَرِ وَطَلَبُ الْعَبْدِ الْآبِقِ وَالْبَعِيرِ الشَّارِدِ وَكَذَلِكَ بَلَغَنِي عَنْ مَالِكٍ وَهُوَ رَأْيِي
Sonraki sayfanın başı
قُلْتُ: أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ رَجُلًا زَوَّجَ ابْنَتَهُ بِكْرًا فَطَلَّقَهَا زَوْجُهَا قَبْلَ أَنْ يَبْنِيَ بِهَا أَوْ مَاتَ عَنْهَا أَيَكُونُ لِلْأَبِ أَنْ يُزَوِّجَهَا الْبِكْرَ فِي قَوْلِ مَالِكٍ؟ قَالَ: نَعَمْ، قُلْتُ: وَإِنْ بَنَى بِهَا فَطَلَّقَهَا أَوْ مَاتَ عَنْهَا قَالَ: قَالَ مَالِكٌ: إذَا بَنَى بِهَا فَهِيَ أَحَقُّ بِنَفْسِهَا. قَالَ ابْنُ الْقَاسِمِ وَلَهَا أَنْ تَسْكُنَ حَيْثُ شَاءَتْ إلَّا أَنْ يُخَافَ عَلَيْهَا الضَّيْعَةُ وَالْمَوَاضِعُ السُّوءُ أَوْ يُخَافُ عَلَيْهَا مِنْ نَفْسِهَا وَهَوَاهَا فَيَكُونُ لِلْأَبِ أَوْ لِلْوَلِيِّ أَنْ يَمْنَعَهَا مِنْ ذَلِكَ، قُلْتُ: أَرَأَيْتَ إنْ زَنَتْ فَحُدَّتْ أَوْ لَمْ تُحَدَّ أَيَكُونُ لِلْأَبِ أَنْ يُزَوِّجَهَا كَمَا يُزَوِّجُ الْبِكْر

Mezheplerin konumu

Hanefî

Baba (ve dede) küçük oğlan ve kızı rızaları aranmaksızın evlendirebilir; bâliğ kadın ise kendi nikâhını kendi akdeder — Hanefîlerde bâliğ bâkire üzerinde icbâr yoktur.

el-Mebsût (Serahsî) c.4 s.212 — https://shamela.ws/book/5423/897
Mâlikî

Nikâhta zorlama yoktur; istisna baba (bâkire kızı ve küçük oğlu), efendi (câriyesi ve kölesi) ve velî (yetimi) hakkındadır. Bâkirelik kaydı sebebiyle icbâr yetkisi bâliğ kıza da uzanır; babadan başka velîye ise tanınmaz. Bu girdinin konusu olan sayfa budur.

el-Müdevvene c.2 s.100 — https://shamela.ws/book/587/603
Şâfiî

Bâkirenin babası onu nikâhlamaya kendisinden daha yetkilidir; babalar dışında hiçbir velî bâkireyi bâliğ oluncaya kadar evlendiremez.

el-Umm c.5 s.179 — https://shamela.ws/book/1655/1346
Hanbelî

Baba küçük kızını rızası aranmaksızın evlendirir ve kız bulûğa erdiğinde muhayyerlik kazanmaz.

Mesâilü'l-İmâm Ahmed (Sâlih rivayeti) c.2 s.146 — https://shamela.ws/book/6106/502

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur. (1) Kural zorlamanın yasağıdır: sayfanın kendisi «hiç kimse hiç kimseyi zorlayamaz» diye başlar; istisna dar ve sayılıdır, kural değildir. (2) İcbâr bir yetki değil bir vazifedir: İbnü'l-Kāsım'ın «kızın lehine bakarak» kaydı ve «zarar doğarsa engellenir» şerhi, yetkinin denetlenebilir olduğunu gösterir; Mâlikî fürûunda babanın kötü niyetle ya da denk olmayan bir eşle akdettiği nikâhın feshi tartışılır. (3) Kapsam sınırlıdır: aynı sayfada Mâlik, babadan başka bir velînin aklı ermeyen bâkire yeğenini bile rızası olmadan evlendirmesine izin vermez — yani istisna genişletilebilir bir kapı değildir. (4) Bâkirelik kaydının gerekçesi: klasik gerekçe, bâkirenin bu konuda konuşmaktan hayâ etmesi ve tecrübesizliğidir; velî bir engel değil bir aracıdır. (5) Bir toplumsal düzen argümanı: nikâh iki aile arasında kurulan bir akittir ve velî, kadını denk olmayan bir evlilikten korur. Bu savunuların hiçbiri sayfada yazanı tartışmaz; hepsi istisnanın gerekçesini ve sınırını konuşur.

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu sayfanın değeri, hükmü Kur'an'ın cümlesiyle aynı biçimde kurup sonra ondan ayrılmasıdır. Müdevvene «nikâhta zorlama yoktur» der; Kur'an da 2:232'de velîye zorlama değil engellememe yükler ve 4:19'da كَرْهًا tasarrufu yasaklar. Fark, cümlenin devamındadır: Müdevvene bu kuraldan sonra üç istisna sayar, Kur'an saymaz.

İstisnaların hangi kayıtla verildiği de önemlidir. Oğulda kayıt küçüklüktür — bulûğla düşer; kızda kayıt bâkireliktir — bulûğla düşmez. Yani aynı sayfa, bir çocuğun iradesinin bulûğla hukuken tanınmasını erkek için kabul eder, kadın için etmez. Bu ayrımın metinde bir dayanağı aranırsa bulunmaz: 4:21'de mîsâkı alan taraf kadındır ve orada bâkirelik ya da dulluk kaydı yoktur; 2:232'de nikâh fiili müennes çoğul olarak kadınlara isnat edilir.

Listenin üçüncü maddesi — velînin yetimi — Kur'an'ın yetim hakkındaki tek açık velâyet talimatıyla doğrudan karşılaşır. 4:6 velâyetin sona erdiği anı tarif eder ve konusu maldır; velîye evlendirme yetkisi verilmez. Kur'an'ın yetimle ilgili söyledikleri (4:2, 4:5, 4:6, 4:10) baştan sona koruma ve teslim yükümlülüğüdür.

Bu okumaya karşı ileri sürülebilecek en güçlü metin 24:32'dir: ﴿وَأَنكِحُوا الْأَيَامَىٰ مِنكُمْ﴾ emri, evlendirme fiilini topluluğa yükler ve bir velâyet hukukunun dayanağı olarak okunabilir. Ama âyetin konusu «eşsizler»dir ve fiil kolaylaştırmaya bakar; rızanın kaldırılması âyetten çıkmaz — çıkarsa 2:232'nin engelleme yasağıyla ve 4:19'un كَرْهًا yasağıyla çatışır. Bu yüzden 24:32'yi icbâr delili sayan okuma metinle bağdaşmaz.

Nihayet, dürüstlük gereği sayfanın lehte olan yanı da kayda geçmelidir: Mâlik, babadan başka bir velînin aklı ermeyen bâkire yeğenini bile rızası olmadan evlendirmesine izin vermez ve bunu iki kez tekrar eder. Yani metnin ölçüsü olan rıza, geleneğin içinde tamamen kaybolmuş değildir; sadece bir kişi lehine — baba lehine — askıya alınmıştır.

Doğrulandı: 2026-09-10