İbn Teymiyye: halifeler, Mısır diyarındaki kiliselerin tamamı gibi yıkılması gereken kiliselerin yıkılmasını emretti; yıkımın vâcip olup olmadığında iki görüş vardır
Arapça metin
Sayfanın tamamı
Çeviri
Kelime kelime
emrettiler وَأَمَرُوا* yıkılmasını بِهَدْمِ* yıkılması gereken الَّتِي يَنْبَغِي هَدْمُهَا* Mısır diyarındaki kiliselerin tamamı gibi كَالْكَنَائِسِ الَّتِي بِالدِّيَارِ الْمِصْرِيَّةِ كُلِّهَا* yıkılmalarının vâcip olup olmadığında iki görüş vardır فَفِي وُجُوبِ هَدْمِهَا قَوْلَانِ*
Satır altı görünüm
- وَأَمَرُوا: Özne bir önceki cümlededir: Ömer şartlarını yenileyen Hârûn er-Reşîd, Ca'fer el-Mütevekkil «ve başkaları». Bir önceki sayfa aynı yenilemeyi Ömer b. Abdülazîz'e nispet eder ve bunu yapanları «Müslümanların yöneticilerinden Allah'ın muvaffak kıldıkları» diye anar (28/654). Olay onaylanarak aktarılır.
- بِهَدْمِ: ه-د-م kökü. Kur'an bu kökü **bir kez** kullanır: 22:40'ta manastırların, kiliselerin (بِيَع), havraların ve mescitlerin yıkılması, Allah'ın insanları birbiriyle savmasının önlediği şey olarak anılır.
- الَّتِي يَنْبَغِي هَدْمُهَا: Bir kayıt gibi durur, ama hemen ardından verilen örnek kümeyi sınırsız kılar: Mısır'dakilerin «tamamı».
- كَالْكَنَائِسِ الَّتِي بِالدِّيَارِ الْمِصْرِيَّةِ كُلِّهَا: Gerekçe fetvanın başındadır (28/634): Mısır anveten, yani savaşla fethedilmiş topraktır; Kahire ise Ömer'den üç yüz yıldan fazla sonra kurulmuştur, dolayısıyla oradaki kiliseler «sonradan yapılmış» sayılır.
- فَفِي وُجُوبِ هَدْمِهَا قَوْلَانِ: İhtilaf vücubdadır, caizlikte değil. Hemen sonraki cümle: «Anveten alınmış topraktakini yıkmanın caiz olduğunda ihtilaf yoktur.»
Kaynak
Bağlam
Pasaj, *Mecmûu'l-fetâvâ*'nın cihad cildinde Kahire kiliseleri üzerine verilmiş uzun bir fetvanın son sayfasıdır (c.28 s.632–656). Soru (28/632–633): dönemin yöneticilerinin emriyle kapatılan Kahire kiliseleri için zimmîler kapatmanın zulüm olduğunu, kiliselerin Ömer b. el-Hattâb döneminden kaldığını ileri sürüyor ve talebi dâru'l-harpten gelen elçiler aracılığıyla bastırıyor; kiliseler yeniden açılmalı mı?
İbn Teymiyye'nin cevabı (28/634) açılışta hükmü verir: dört mezhep ve selef, imam anveten fethedilmiş topraklardaki — «Mısır, Irak Sevâdı ve Şam gibi» — her kiliseyi yıksa bunun zulüm olmadığında «müttefik»tir; ona itaat ve yardım vâciptir; zimmîler hükme direnirse ahdi bozmuş olur, «kanları ve malları helâl olur». Kahire'nin Ömer'den üç yüz yıldan fazla sonra kurulduğu da «mütevâtir bilgi» olarak kaydedilir.
Alıntılanan sayfa (28/655) Ömer şartlarının Ömer b. Abdülazîz, Hârûn er-Reşîd ve Ca'fer el-Mütevekkil tarafından yenilendiğini ve bu halifelerin Mısır'daki kiliselerin tamamını yıktırmaya kalktığını anar; ardından vücub konusundaki ihtilafı ve anve topraklarında caizliğin ihtilafsız olduğunu söyler. Sayfa, kiliseler yerinde bırakılmış olsa bile oralarda mescitler kurulup İslâm şiarları belirdikten sonra «küfür şiarlarının İslâm şiarlarıyla bir araya gelmeyeceğini» «bir yerde iki kıble bir araya gelmez» rivayetiyle gerekçelendirir ve kiliselere vakıf yapılamayacağını ekler.
Fetva bir sonraki sayfada (28/656) kiliselerin çoğalma sebebini Fâtımîlere («Benî Ubeyd el-Kaddâh») ve onların Yahudi ve Hristiyan vezirlerine, Müslümanların mallarını yöneten Hristiyan kâtiplerin istismarına bağlayarak kapanır.
Önceki sayfanın sonu
Sonraki sayfanın başı
Gelenek bunu nasıl savunur
Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur.
(1) Fetva somut ve siyasîdir. Genel bir kilise hükmü değil, yöneticilerin kapattırdığı binaların yeniden açılması talebine cevaptır. Soru metni talebin dış güçlerin elçileriyle bastırıldığını ve açmanın Müslümanlar arasında fitneye yol açacağını kaydeder (28/632–633).
(2) Anve ile sulh ayrılır. İbn Teymiyye'nin kendi ifadesinde hüküm savaşla alınmış topraklara ve Müslümanların kurduğu şehirlere bağlanır (28/634, 28/655). Antlaşmayla alınmış yerlerdeki mâbetler bu sayfanın konusu değildir.
(3) Ömer şartları bir ahid olarak sunulur. Gelenekte zimmîlerin yeni mâbet yapmaması karşılıklı bir sözleşmenin maddesi olarak anlatılır; zulüm iddiası bu ahde dayanılarak reddedilir.
(4) Hüküm ihtilaflı olarak kaydedilir. İbn Teymiyye yıkımın vâcip olduğunu söylemez; vücubunda iki görüş bulunduğunu söyler.
(5) Mesele devlet gücünün kötüye kullanımıdır. 28/656 kiliselerin çoğalmasını Fâtımî vezirlerine ve kâtiplerin hazineyi istismarına bağlar; İbn Teymiyye'nin gözünde hedef bir din değil, bir iktidar düzenidir.
Bugün de böyle mi?
Kur'an ne diyor?
- 22:40 Metin açıkça söylüyor
﴿وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضٖ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعٞ وَصَلَوَٰتٞ وَمَسَٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرٗاۗ﴾: Kur'an'da ه-د-م kökünün tek geçişi. Bir önceki âyet savaş iznini «zulme uğradıkları için» verir (22:39); bu âyet iznin gerekçesini kiliselerin, havraların, manastırların ve mescitlerin yıkılmasının önlenmesi olarak koyar. Etiket, âyetin bu yıkımı önlenmesi gereken bir şey olarak saymasına aittir. «يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرٗا» sıfatının dört yere mi, yoksa yalnız mescitlere mi döndüğü dilbilgisi bakımından açıktır; argüman ona dayanmaz.
- 2:148 Metin açıkça söylüyor
﴿وَلِكُلّٖ وِجۡهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَاۖ فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ﴾: Bir önceki âyet kıble çokluğunu bir olgu olarak kaydeder: ﴿وَمَا بَعۡضُهُم بِتَابِعٖ قِبۡلَةَ بَعۡضٖۚ﴾. Kur'an'ın bu çokluğa cevabı yarışmadır, ortadan kaldırma değil. Sayfanın «bir yerde iki kıble bir araya gelmez» ilkesi Kur'an'da bulunmaz; rivayete dayanır.
- 5:48 Metin açıkça söylüyor
﴿لِكُلّٖ جَعَلۡنَا مِنكُمۡ شِرۡعَةٗ وَمِنۡهَاجٗاۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةٗ وَٰحِدَةٗ﴾: Şeriat ve yol çokluğu ilâhî iradeye bağlanır ve bir sınama olarak tanımlanır; âyet «ihtilaf ettiğiniz şeyi size bildirecek» olanın Allah olduğunu söyleyerek biter.
- 60:8 Metinle uyumlu
﴿لَّا يَنۡهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُقَٰتِلُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَلَمۡ يُخۡرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمۡ أَن تَبَرُّوهُمۡ وَتُقۡسِطُوٓاْ إِلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ﴾: Allah, dinde savaşmayan ve yurttan çıkarmayanlara iyilik ve adaletle davranmayı yasaklamaz. Fetvada Kahire Hristiyanları savaşan taraf olarak tanımlanmaz; yıkımın gerekçesi toprağın statüsüdür. Âyetin bu duruma uygulanması bir çıkarımdır, bu yüzden etiket text-compatible.
- 9:29 Metin sessiz
﴿قَٰتِلُواْ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلۡحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعۡطُواْ ٱلۡجِزۡيَةَ عَن يَدٖ وَهُمۡ صَٰغِرُونَ﴾: Yanlışlama denemesi: kilise yıkımını destekleyebilecek en güçlü âyet arandı ve bu bulundu. Âyet savaşı ve cizyeyi düzenler; mâbetler hakkında suskundur. Sayfa da bu âyeti değil, Ömer şartlarını ve rivayeti delil gösterir.

Bu sayfanın sicile girme sebebi, bir yöneticinin siyasî bir kriz sırasında binaları kapatması değil, bir müftünün şunu icmâ olarak ilan etmesidir: imam savaşla alınmış topraklardaki her kiliseyi yıkabilir, ona itaat vâciptir ve direnen zimmînin kanı ile malı helâl olur (28/634). Alıntılanan sayfa aynı yıkımı — Mısır'daki kiliselerin «tamamı» — Allah'ın muvaffak kıldığı yöneticilerin örneği olarak anar.
Kur'an ه-د-م kökünü yalnız bir kez kullanır ve o bir kullanım bu sayfanın tersini söyler. 22:39 savaş iznini «zulme uğradıkları için» verir; 22:40 bu iznin gerekçesini açıklar: Allah insanları birbiriyle savmasaydı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı (لَّهُدِّمَتۡ). Âyet kiliseleri ve havraları mescitlerden önce sayar ve onların yıkılmasını savaş izninin önlemek için var olduğu kötülük olarak anar. Sayfa aynı kökle aynı fiili bir devlet siyaseti yapar.
Sayfanın ilkesi — «bir yerde iki kıble bir araya gelmez» — bir rivayettir. Kur'an kıble çokluğunu bir olgu olarak kaydeder (2:145) ve ona «her birinin yöneldiği bir yönü vardır; hayırlarda yarışın» diye cevap verir (2:148); 5:48 şeriat ve yol çokluğunu ilâhî iradeye ve bir sınamaya bağlar, hükmü de ihtilaf edilen şeyi bildirecek olan Allah'a bırakır. Kur'an'da bir toprakta iki kıblenin bulunamayacağını söyleyen bir ifade yoktur.
Yanlışlama denemesi: geleneğin zimmet çerçevesinin Kur'anî dayanağı 9:29'dur. Âyet savaşı cizye verilinceye kadar sürdürmeyi emreder ve mâbetler hakkında suskundur; kilise yıkma ya da kapatma yetkisi ondan çıkmaz. Sayfa da onu değil, Ömer şartlarını ve rivayeti delil gösterir. 60:8 ise savaşmayan ve yurttan çıkarmayanlara iyilik ve adaleti yasaklamaz; fetvada yıkımın gerekçesi Kahire Hristiyanlarının bir fiili değil, toprağın hukukî statüsüdür.