Kendi Kitaplarından

Ahmed b. Hanbel (v. 241) · el-Muğnî (İbn Kudâme) · Cilt 12, Sayfa 264 · İctihad

İbn Kudâme: mürtedin öldürülmesinin vâcip olduğunda ilim ehli icmâ etmiştir

Arapça metin

وأجْمَعَ أهلُ العلمِ على وُجوبِ قَتْلِ المُرْتَدِّين
Sayfanın tamamı
كتاب المُرْتَدِّ المُرتَدُّ: هو الراجعُ عن دينِ الإِسلامِ إلى الكفرِ، قال اللَّه تعالى: ﴿وَمَنْ يَرْتَدِدْ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُولَئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ﴾ (١). وقال النَّبِيُّ ﷺ: "مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ" (٢). وأجْمَعَ أهلُ العلمِ على وُجوبِ قَتْلِ المُرْتَدِّين (٣). ورُوِيَ ذلك عن أبي بكرٍ، وعثمانَ، وعلىٍّ، ومُعاذٍ، وأبي موسى، وابن عباسٍ، وخالدٍ، وغيرِهم، ولم يُنْكَرْ ذلك، فكان إجماعًا. ١٥٣٨ - مسألة؛ قال: (وَمَنِ ارْتَدَّ عَنِ الْإِسْلَامِ مِنَ الرِّجَالِ والنِّسَاءِ، وكَانَ بالِغًا عَاقِلًا، دُعِيَ إلَيْهِ ثَلَاثَةَ أيَّامٍ، وضُيِّقَ عَلَيْهِ، فَإِنْ رَجَعَ، وإلَّا قُتِلَ) في هذه المسألة فصولٌ خمسة: أحدها: أنَّه لا فَرْقَ بين الرجالِ والنِّساءِ في وُجوبِ القتلِ. رُوِيَ ذلك عن أبي بكرٍ، وعليٍّ، ﵄. وبه قال الحسنُ، والزُّهْرِيُّ، والنَّخَعِيُّ، ومَكْحُولٌ، وحَمَّادٌ، ومَالِكٌ، واللَّيثُ، والأوْزَاعِيُّ، والشَّافِعيُّ، وإسحاقُ. ورُوِى عن عليٍّ، والحسنِ، وقَتَادةَ، أنَّها تُسْتَرَقُّ ولا (١) تُقْتَلُ؛ لأنَّ (٢) أبا بكر استَرَقَّ نساءَ بني حنيفةَ، وذَرارِيَّهم،

Çeviri

İlim ehli, mürtedlerin öldürülmesinin vâcip olduğunda icmâ etmiştir.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

icmâ etti / görüş birliğine vardı وأجْمَعَ* ilim ehli أهلُ العلمِ* vâcip oluşu üzerine على وُجوبِ* öldürülmesi قَتْلِ mürtedlerin المُرْتَدِّين*

Satır altı görünüm
وأجْمَعَicmâ etti / görüş birliğine vardıأهلُ العلمِilim ehliعلى وُجوبِvâcip oluşu üzerineقَتْلِöldürülmesiالمُرْتَدِّينmürtedlerin
  1. وأجْمَعَ: IV. bâb, ج-م-ع kökü. Usûlde icmâ bağımsız bir delil sayılır; burada bir nakil değil, bir delil iddiasıdır.
  2. أهلُ العلمِ: İcmâın öznesi olarak tarif edilen küme; sayfada bu kümenin sınırı verilmez.
  3. على وُجوبِ: و-ج-ب kökü: cevaz ya da ruhsat değil, terkinde günah olan yükümlülük.
  4. المُرْتَدِّين: Sayfanın kendi tarifi: «mürted, İslâm dininden küfre dönen kimsedir» — kayıt inanç değişimidir, bir fiil değil.

Kaynak

المغني لابن قدامة - ت التركي · Baskı: دار عالم الكتب للطباعة والنشر والتوزيع، الرياض الثالثة، ١٤١٧ هـ - ١٩٩٧ م، ١٥ جزءًا (الأخير فهارس) (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 12 · Sayfa 264 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: Âlemü'l-kütüb, Riyad — Abdullah b. Abdilmuhsin et-Türkî ve Abdülfettâh Muhammed el-Hulv tahkiki, 3. baskı 1417/1997 · Sayfa 264 · mghni12.pdf (c. 12)

Tarama c.12 s.264; PDF sayfa indeksi ile basılı sayfa aynı, kayma yok. Baskı künyesi PDF'in 4. sayfasından doğrulandı: Dâru âlemi'l-kütüb, "الطبعة الثالثة ١٤١٧ هـ - ١٩٩٧ م" — girdinin dayandığı tahkik. Shamela sayfası ile basılı sayfa aynı yerde başlayıp aynı yerde bitiyor (başı "كتاب المرتد", sonu "وذراريهم"), yani sayfa sınırları da örtüşüyor. Alıntı kelime kelime tutuyor; tek fark Shamela'nın tırnak/noktalama tercihi ve hadisin çift tırnağı (baskıda «…»). Vurgulanan satırdaki (٣) rakamı İbn Kudâme'nin dipnot numarasıdır, kutuya dahildir. İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı sayfa numarası ٢٦٤ ve bâb başlığı Shamela'nın `part`/`page_num` değerleriyle aynı; (b) metin sadakati — alıntının yedi kelimesi taramada birebir okundu.

المغني لابن قدامة - ت التركي 12/264

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Cümle el-Muğnî'nin «Kitâbü'l-Mürted» bölümünün açılış sayfasındadır (c.12 s.264) ve bölümün delil dizisinin üçüncü halkasıdır. İbn Kudâme önce mürtedi tarif eder — «İslâm dininden küfre dönen kimse» — sonra sırasıyla üç şey getirir: (1) âyet: 2:217, ﴿وَمَن يَرۡتَدِدۡ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتۡ وَهُوَ كَافِرٞ فَأُوْلَٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ﴾; (2) hadis: «Kim dinini değiştirirse onu öldürün»; (3) icmâ: bu girdinin alıntısı.

İcmâın nasıl kurulduğu sayfada açıkça yazılıdır: «Bu, Ebû Bekir'den, Osman'dan, Ali'den, Muâz'dan, Ebû Mûsâ'dan, İbn Abbâs'tan, Hâlid'den ve başkalarından rivayet edilmiştir; buna karşı çıkılmadı, dolayısıyla icmâ oldu.» Yani icmâ, bir kayıt değil bir çıkarımdır: yedi isimden gelen rivayetler artı itiraz kaydının bulunmaması.

Aynı sayfa bu çıkarımı zayıflatan kaydı da taşır. 1538 numaralı mesele mürted erkek ile kadın arasında fark bulunmadığını söyler ve bunu Ebû Bekir ile Ali'ye, Hasan-ı Basrî, Zührî, Nehaî, Mekhûl, Hammâd, Mâlik, Leys, Evzâî, Şâfiî ve İshak'a nispet eder — fakat hemen ardından şunu ekler: «Ali'den, Hasan'dan ve Katâde'den, kadının öldürülmeyip köleleştirileceği rivayet edilmiştir.» Sonraki sayfada Ebû Hanîfe'nin de kadını öldürmediği, hapis ve dayakla İslâm'a zorladığı kaydedilir. Böylece icmâın kapsamı, sayfanın kendi kaydında en az iki noktada — kadın mürted ve Ali'nin kendisi — kırılır.

Önceki sayfanın sonu
ذلك كيلا يُؤَدِّيَ إلى التَّنْفِيرِ عَنِ الإِسلامِ أَولَى، لأنَّهم إذا امْتَنَعُوا صارُوا كُفارًا مُمْتَنِعِينَ بِدارِهِم، فَأشْبَهُوا أهلَ الْحَرْبِ. ويُحْمَلُ قَوْلُ أبي بكرٍ على ما بَقِيَ في أيدِيهم مِن المالِ، فيكونُ مذهبُ أحمدَ ومذهبُ الشَّافِعِيِّ في هذا سواءً. وهذا أعْدَلُ وأَصَحُّ. إنْ شاء اللهُ تعالى. فأمَّا مَنْ لا مَنَعَةَ له فيَضْمَنُ ما أَتْلَفَ مِن نفْسٍ ومالٍ، كالواحِدِ مِن المسلمينَ، أو أَهْلِ الذِّمَّةِ؛ لأنَّه لا مَنَعَةَ له، ولا يَكْثُرُ ذلك منه، فَبَقِىَ المالُ والنَّفْسُ بالنِّسْبَةِ إليه على (١٨) عِصْمَتِه، ووُجُوبِ ضَمانِه. واللهُ أعلمُ.
Sonraki sayfanın başı
وأعْطَى عليًّا منهم امرأةً، فولدتْ له محمدَ بنَ الحَنَفِيَّةِ (٣)، وكان هذا بمَحْضَرٍ من الصَّحابة، فلم يُنْكَرْ، فكان إجماعًا. وقال أبو حنيفةَ: تُجْبَرُ على الإِسلامِ بالحَبْسِ والضَّربِ، ولا تُقتَلُ؛ لقولِ النَّبِيِّ ﷺ: "لَا تَقْتُلُوا امْرَأةً" (٤). ولأنَّها لا تُقْتَلُ بالكفرِ الأصْلِيِّ، فلا تُقْتَلُ بالطَّارِئِ، كالصَّبِيِّ. ولَنا، قَوْلُه ﵇: "مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ". روَاه البُخارِيُّ وأبو داودَ (٥). وقال النَّبِيُّ ﷺ: "لَا يَحِلُّ دَمُ امريءٍ مُسْلِمٍ إلَّا بِإحْدَى ثَلَاثٍ؛ الثَّيِّبُ الزَّانِي، والنَّفْسُ بِالنَّفْسِ، والتَّارِكُ لِدينِه الْمُفَارِقُ لِلجَمَاعَةِ". مُتَّفَقٌ عليه (٦). وروَى الدَّارَقُطْنِيُّ (٧)، أنَّ امرَأةً يُقال لها: أُمُّ مَرْوانَ، ارَتدَّتْ عن الإِس

Mezheplerin konumu

Hanefî

Mürted erkek öldürülür; tevbeye çağrılması müstehaptır. Mürted kadın öldürülmez, İslâm'a dönene kadar hapsedilir ve zorlanır — el-Muğnî bu görüşü Ebû Hanîfe'ye nispetle sonraki sayfada nakleder ve «لا تقتلوا امرأة» rivayetine dayandırdığını kaydeder.

el-Mebsût (Serahsî) c.10 s.108 — https://shamela.ws/book/5423/2113
Mâlikî

Mürted üç gün tevbeye çağrılır, dönmezse boynu vurulur; zındık ise tevbesi istenmeden öldürülür.

el-Muvatta (Yahyâ rivayeti) c.2 s.736 — https://shamela.ws/book/1699/1980
Şâfiî

Mürted bâliğ erkek de kadın da istitâbe edilir; tevbe etmezse öldürülür.

el-Umm c.1 s.294 — https://shamela.ws/book/1655/279
Hanbelî

Mürtedin öldürülmesi vâciptir ve bunda icmâ vardır; erkek ile kadın arasında fark yoktur, üç gün tevbeye çağrılır ve üzerine daraltılır. Bu girdinin konusu olan sayfa budur.

el-Muğnî c.12 s.264 — https://shamela.ws/book/6910/6401

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur. (1) Ridde = siyasî ihanet: klasik bağlamda dinden dönme, bir kanaat değişimi değil, topluluktan kopup düşman safına geçmektir; ceza inanca değil, ihanete verilir. Ridde savaşları ve İbn Kudâme'nin sayfasında sayılan sahâbe uygulamalarının hepsinin bir savaş bağlamında geçmesi bu okumaya delil sayılır. (2) İcmâ usûlî bir delildir: İbn Kudâme burada kendi kanaatini değil, mezhepler üstü bir hukuk kaydını aktarır; icmâ iddiası kişisel bir tercih değildir ve ona itiraz usûl düzeyinde yapılmalıdır. (3) İstitâbe şartı: hükmün kendisi üç günlük tevbe süresi içerir; yani ceza, inanç değiştirene refleks olarak uygulanan bir ceza değildir. (4) Kapsam daralması gelenek içidir: kadın mürted konusundaki ihtilaf ve Ebû Hanîfe'nin görüşü, hükmün lafzî umumunun gelenek içinde de mutlak alınmadığını gösterir. (5) Bugünkü uygulama: çağdaş Hanbelî geleneğini takip eden pek çok âlim ridde cezasını devlet otoritesine ve savaş hâline bağlar; klasik metnin kaydı bir tarih kaydıdır. Bu savunuların hiçbiri sayfada yazanı tartışmaz; hepsi hükmün gerekçesini ve kapsamını konuşur.

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu sayfanın sunduğu delil dizisi kendi içinde okunabilir. İbn Kudâme üç dayanak getirir ve birincisi bir âyettir: 2:217. Âyet tam da bu konuyu — irtidadı — ele alır ve karşılığını verir; verdiği karşılık amellerin boşa gitmesi ve âhiret azabıdır. Dünyevî bir ceza içermez. Dahası âyetin şart cümlesi ﴿فَيَمُتۡ وَهُوَ كَافِرٞ﴾ bir süreyi varsayar: kişi küfür üzere ölene kadar hüküm askıdadır. İdam bu şartı anlamsız kılar; bir insanın küfür üzere ölüp ölmeyeceği, onu üç gün sonra öldüren bir düzende artık bir soru değildir.

Kur'an irtidadı ikinci kez 5:54'te doğrudan konu edinir ve orada da karşılık öldürme değil, Allah'ın o topluluğun yerine başka bir topluluk getirmesidir. 3:86-90 aynı konuyu ele alır ve tevbeyi «bundan sonra» açık tutar; 4:137 defalarca dönen bir insanı tarif ederek, öldürmenin uygulanmadığı bir düzeni ima eder. Metin bu meseleyi dört ayrı yerde ele alır ve hiçbirinde dünyevî bir yaptırım koymaz. Bu, bir sessizlik değil, konuyu ele alıp başka bir karşılık vermektir; ikisi aynı şey değildir ve ikincisi daha güçlüdür.

Geriye icmâ iddiasının kendisi kalır. Sayfa onu nasıl kurduğunu açıkça yazar: yedi sahâbîden gelen rivayetler ve «buna karşı çıkılmadı». Bu, tanımı gereği bir susma delilidir; itiraz kaydının bulunmaması, itiraz edilmediğinin kanıtı değildir. Ama daha basit bir sorun var: iddia sayfanın kendi kaydında tutmuyor. Aynı sayfa, kadın mürtedin öldürülmeyip köleleştirileceğini Ali'den, Hasan'dan ve Katâde'den rivayet ediyor; sonraki sayfa Ebû Hanîfe'nin de kadını öldürmediğini kaydediyor. İcmâın delili olarak sayılan yedi isimden biri (Ali), aynı sayfada icmâın kapsamını kıran rivayetin de kaynağı olarak geçiyor.

Yöntem açısından asıl mesele şudur: icmâ, bir görüşün ne kadar yaygın olduğunu bildirir; metnin ne dediğini bildirmez. Kur'an'ı ölçü alan bir okumada, âlimlerin ittifakı bir âyetin verdiği karşılığı değiştiremez. Burada değişen tam olarak budur: metnin dört yerde âhirete bıraktığı karşılık, isnadı verilmemiş bir rivayet ve ondan çıkarılan bir ittifak kaydıyla dünyaya çekilmiştir.

Dürüstlük gereği bu okumaya karşı en güçlü itiraz da kaydedilmelidir: 5:33 (محاربة) Kur'an'da ölüm cezası öngören yerdir ve geleneğin «ridde ihanettir» savunusu tam olarak bu ayrımı kabul etmeye çıkar. Ama o savunu kabul edildiği anda ceza fiile bağlanmış olur, inanca değil — ve o zaman İbn Kudâme'nin sayfada verdiği tarif («mürted, İslâm dininden küfre dönen kimsedir») hükmün konusu olmaktan çıkar. Savunu, tam da savunduğu hükmü daraltarak işler.

Doğrulandı: 2026-09-10