Kendi Kitaplarından

Ebû Hanîfe (v. 150) · el-Mebsût (Serahsî) · Cilt 10, Sayfa 108 · İctihad

Serahsî: dinden dönen kadın öldürülmez; hapsedilir ve İslâm'a dönmeye zorlanır

Arapça metin

وَلَا تُقْتَلُ الْمُرْتَدَّةُ، وَلَكِنَّهَا تُحْبَسُ، وَتُجْبَرُ عَلَى الْإِسْلَامِ عِنْدَنَا، وَقَالَ الشَّافِعِيُّ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - تُقْتَلُ إنْ لَمْ تُسْلِمْ
Sayfanın tamamı
وَلَا تُقْتَلُ الْمُرْتَدَّةُ، وَلَكِنَّهَا تُحْبَسُ، وَتُجْبَرُ عَلَى الْإِسْلَامِ عِنْدَنَا، وَقَالَ الشَّافِعِيُّ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - تُقْتَلُ إنْ لَمْ تُسْلِمْ، وَهَكَذَا كَانَ يَقُولُ أَبُو يُوسُفَ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - فِي الِابْتِدَاءِ ثُمَّ رَجَعَ أَنَّهُ الْحَسَنُ، عَنْ أَبِي حَنِيفَةَ رَحِمَهُمَا اللَّهُ تَعَالَى أَنَّهَا تَخْرُجُ فِي كُلِّ قَلِيلٍ، وَتُعَذَّرُ تِسْعَةً وَثَلَاثِينَ سَوْطًا ثُمَّ تُعَادُ إلَى الْحَبْسِ إلَى أَنْ تَتُوبَ أَوْ تَمُوتَ، وَاسْتَدَلَّ الشَّافِعِيُّ بِقَوْلِهِ ﷺ «مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ»، وَهَذِهِ الْكَلِمَةُ تَعُمُّ الرِّجَالَ وَالنِّسَاءَ كَقَوْلِهِ تَعَالَى

Çeviri

Dinden dönen kadın öldürülmez; fakat bize göre hapsedilir ve İslâm'a zorlanır. Şâfiî — Allah ona rahmet etsin — ise: Müslüman olmazsa öldürülür, dedi.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

dinden dönen kadın öldürülmez وَلَا تُقْتَلُ الْمُرْتَدَّةُ* hapsedilir تُحْبَسُ* ve İslâm'a zorlanır وَتُجْبَرُ عَلَى الْإِسْلَامِ* bize göre عِنْدَنَا* Müslüman olmazsa öldürülür تُقْتَلُ إنْ لَمْ تُسْلِمْ*

Satır altı görünüm
وَلَا تُقْتَلُ الْمُرْتَدَّةُdinden dönen kadın öldürülmezتُحْبَسُhapsedilirوَتُجْبَرُ عَلَى الْإِسْلَامِve İslâm'a zorlanırعِنْدَنَاbize göreتُقْتَلُ إنْ لَمْ تُسْلِمْMüslüman olmazsa öldürülür
  1. وَلَا تُقْتَلُ الْمُرْتَدَّةُ: Dört mezhep içinde mürted kadının hayatını koruyan tek görüş budur. Gerekçe bir sonraki sayfada verilir: öldürme savaşma illetine bağlıdır ve kadınlar savaşmaz.
  2. تُحْبَسُ: Süre sayfada belirtilir: Hasan'ın Ebû Hanîfe'den rivayetine göre kadın ara ara çıkarılıp otuz dokuz sopa vurulur, sonra hapse geri konur — «tövbe edinceye ya da ölünceye kadar» (إِلَى أَنْ تَتُوبَ أَوْ تَمُوتَ).
  3. وَتُجْبَرُ عَلَى الْإِسْلَامِ: إجبار: IV. bâb, ج-ب-ر kökü. Kur'an aynı kökü Peygamber hakkında olumsuzlayarak kullanır: «وَمَا أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍ» — «sen onların üzerinde bir zorba (zorlayıcı) değilsin» (50:45).
  4. عِنْدَنَا: Serahsî mezhep adına konuşur: hüküm Hanefî mezhebinin görüşüdür, bir şahsî tercih değil.
  5. تُقْتَلُ إنْ لَمْ تُسْلِمْ: Şâfiî'nin görüşü, el-Umm c.1 s.294'teki kendi ifadesiyle örtüşür (bkz. girdi «Şâfiî: dinden dönen bâliğ erkek de kadın da tövbeye çağrılır»). Sayfanın devamına göre Ebû Yûsuf da başta bu görüşteydi, sonra döndü.

Kaynak

المبسوط للسرخسي · Baskı: مطبعة السعادة - مصر، وصوّرتها دار المعرفة - بيروت ٣١ جزءًا (الأخير فهارس: ط دار المعرفة) (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 10 · Sayfa 108 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: Matbaatü's-Saâde, Mısır — Dâru'l-Ma'rife tıpkıbasımı, 30 cilt · Sayfa 108 · mbsoot10.pdf (c. 10)

Tarama c.10 s.108; kayma 0 — PDF indeksi basılı sayfa numarasına eşittir (indeks 108 = basılı ١٠٨), c.9'da olduğu gibi; c.4'te ölçülen +2 bu ciltlere taşınmaz.

Shamela sayfası ile basılı sayfa aynı yerde başlayıp aynı yerde biter: basılı ١٠٨ «فإذا أسلم زال التوقف» ile açılır ve «كقوله تعالى» ile kapanır. Alıntı taramayla kelime kelime örtüşür; farklar yazımsaldır (baskı «الاسلام», «ان لم تسلم»; Shamela hemzeli yazar ve «رحمه الله تعالى»yı tirelerle ayırır).

Alıntının hemen ardındaki cümlede Shamela bir kelimeyi değiştiriyor. Baskı: «وهكذا كان يقول أبو يوسف رحمه الله تعالى في الابتداء ثم رجع وروى الحسن عن أبي حنيفة رحمهما الله تعالى انها تخرج في كل قليل». Shamela: «ثُمَّ رَجَعَ أَنَّهُ الْحَسَنُ، عَنْ أَبِي حَنِيفَةَ». Baskıda anlam açıktır: Ebû Yûsuf başta Şâfiî'nin görüşündeydi, sonra döndü; Hasan (b. Ziyâd) ise Ebû Hanîfe'den kadının ara ara hapisten çıkarılıp otuz dokuz sopa vurulacağını rivayet etti. Dijital metinde «وروى» yerine «أنه» geçtiği için cümle anlamsızlaşır ve Hasan'ın rivayeti bir rivayet olarak görünmez. Girdinin `arabic` alanı canlı vurgu için Shamela metninde bırakılmıştır; doğru okuma buradadır. (Aynı sınıfın önceki emsalleri: Keşşâf 12/70 `تسع سنين`, el-Umm c.7 `فإنهم آباء`, Muvatta 2/736 tahrîc apparatı.)

İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı ١٠٨, Shamela'nın `part: 10` / `page_num: 108` değerleri ve canlı sayfanın «ج10 - ص108» başlığı örtüşür; (b) metin sadakati — iki vurgu kutusunun her biri kendi yüzde değerlerinden geri kırpıldı; birincisi «ولا تقتل»dan satır sonundaki «وقال»a, ikincisi «الشافعي»den «تسلم»a kadar alıntıyı taşır.

المبسوط للسرخسي 10/108

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Pasaj el-Mebsût'un siyer kitabındaki mürted bâbındadır (c.10 s.108). Sayfa, mürtedin işlediği ya da ona karşı işlenen yaralama suçlarının hükmünden mürted kadının hükmüne geçer; alıntı bu geçişin ilk cümlesidir.

Sayfa üç görüşü yan yana koyar. (1) Hanefî: kadın öldürülmez, hapsedilir ve İslâm'a zorlanır. (2) Şâfiî: Müslüman olmazsa öldürülür; Ebû Yûsuf da başta böyle diyordu, sonra döndü. (3) Hasan b. Ziyâd'ın Ebû Hanîfe'den rivayeti: kadın ara ara hapisten çıkarılır, otuz dokuz sopa vurulur ve «tövbe edinceye ya da ölünceye kadar» hapse geri konur. Sayfa, Şâfiî'nin delilini — «من بدل دينه فاقتلوه»nun kadınları da kapsadığını — anlatmaya başlayarak kapanır.

Tartışma sonraki iki sayfada sürer. Şâfiî adına: Peygamber'in Ümmü Mervân adlı mürted bir kadını, Ebû Bekir'in Ümmü Kırfe'yi öldürttüğü haberleri ve cezalarda erkekle kadının eşitliği. Hanefî delili («وحجتنا»): Peygamber'in kadınları öldürmeyi yasaklaması — savaşta öldürülmüş bir kadını görünce «bu savaşmıyordu ki» demesi — dolayısıyla öldürmenin illeti savaşmaktır ve kadınlar savaşmaz; öldürülen mürted kadınlar savaşan ya da savaşa kışkırtan kadınlardı. Ve Serahsî'nin kendi ifadesiyle (s.110): öldürme irtidâdın karşılığı değil, küfürde ısrarın gereğidir; «din değiştirmek ve küfrün aslı en büyük suçlardandır, fakat bunlar kul ile Rabbi arasındadır; onların karşılığı ceza yurduna ertelenmiştir».

Önceki sayfanın sonu
وَإِنْ كَانَتْ الْجِنَايَةُ مِنْهُ فِي حَالِ رِدَّتِهِ كَانَتْ الدِّيَةُ فِي الْخَطَأِ فِي مَالِهِ لِمَا بَيَّنَّا أَنَّ الْمُرْتَدَّ لَا يَعْقِلُ جِنَايَتَهُ أَحَدٌ.
Sonraki sayfanın başı
﴿فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمْ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ﴾ [البقرة: ١٨٥]، وَتَبَيَّنَ أَنَّ الْمُوجِبَ لِلْقَتْلِ تَبْدِيلُ الدِّينِ؛ لِأَنَّ مِثْلَ هَذَا فِي لِسَانِ صَاحِبِ الشَّرْعِ لِبَيَانِ الْعِلَّةِ، وَقَدْ تَحَقَّقَ تَبْدِيلُ الدِّينِ مِنْهَا، وَفِي الْحَدِيثِ «أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ قَتَلَ مُرْتَدَّةً يُقَالُ لَهَا أُمُّ مَرْوَانَ»، وَعَنْ أَبِي بَكْرٍ ﵁ أَنَّهُ قَتَلَ مُرْتَدَّةً يُقَالُ لَهَا أُمُّ فُرْقَةَ، وَلِأَنَّهَا اعْتَقَدَتْ دِينًا بَاطِلًا بَعْدَ مَا اعْتَرَفَتْ بِبُطْلَانِهِ فَتُقْتَلُ كَالرَّجُلِ

Mezheplerin konumu

Hanefî

Mürted erkek öldürülür; mürted kadın öldürülmez, hapsedilir ve İslâm'a zorlanır. Hasan'ın Ebû Hanîfe'den rivayetine göre ara ara çıkarılıp otuz dokuz sopa vurulur ve tövbe edinceye ya da ölünceye kadar hapiste tutulur. Bu girdinin konusu olan sayfa budur.

el-Mebsût (Serahsî) c.10 s.108 — https://shamela.ws/book/5423/2113
Mâlikî

Çıkışını açıkça ilan eden mürted tövbeye çağrılır, dönmezse öldürülür; küfrünü gizleyen zındık ise muttali olunduğunda tövbeye çağrılmadan öldürülür.

el-Muvatta (Yahyâ rivayeti) c.2 s.736 — https://shamela.ws/book/1699/1981
Şâfiî

İmandan şirke geçen bâliğ erkek ve kadın tövbeye çağrılır; tövbe etmezse öldürülür.

el-Umm c.1 s.294 — https://shamela.ws/book/1655/279
Hanbelî

Mürtedin öldürülmesi vâciptir ve bunda icmâ vardır; erkek ile kadın arasında fark yoktur, üç gün tövbeye çağrılır ve üzerine daraltılır.

el-Muğnî (Türkî) c.12 s.264 — https://shamela.ws/book/6910/6401

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur.

(1) Hanefîler kadının hayatını korur. Dört mezhebin üçü mürted kadını öldürürken Hanefî mezhebi öldürmez; bu, geleneğin kendi içindeki en merhametli görüştür ve Peygamber'in kadınları öldürmeyi yasaklamasına dayanır.

(2) Öldürmenin illeti inanç değil savaştır. Hanefî delili, öldürmeyi savaşma illetine bağlar ve savaşmayanı bu illetin dışında bırakır; öldürülen mürted kadınların savaşan ya da savaşa kışkırtan kimseler olduğunu söyler. Bu, inanç yüzünden öldürmeye karşı gelenek içinde kurulmuş en gelişkin argümandır.

(3) Serahsî irtidâdın karşılığını âhirete bırakır. Sonraki sayfada din değiştirmenin kul ile Rabbi arasında olduğunu ve karşılığının ceza yurduna ertelendiğini açıkça söyler; hapis bu çerçevede bir ceza değil, dönüşe fırsat tanıyan bir tedbir olarak savunulur.

(4) Mezhep içi tartışma kayıtlıdır. Ebû Yûsuf'un Şâfiî'nin görüşünden dönüşü, mezhebin kadını öldürmeye karşı bilinçli bir tercih yaptığını gösterir.

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu sayfanın sicile girmesinin sebebi mürted kadını öldürmemesi değil — bu, dört mezhebin içindeki en merhametli görüştür ve öyle kaydedilmelidir — ölümün yerine koyduğu şeydir. Sayfa kadının hayatını korur ve onun yerine süresiz bir zorlama rejimi kurar: hapis, ara ara otuz dokuz sopa ve yeniden hapis, «tövbe edinceye ya da ölünceye kadar». Ölüm cezası kaldırılmıştır; ölümle biten bir hapis kalmıştır.

Kur'an bu rejimin her parçasını adıyla anar ve reddeder. 2:256 dinde zorlamayı reddeder; sayfanın fiili, تُجْبَرُ عَلَى الْإِسْلَامِ, zorlamanın tam tarifidir. 10:99 Peygamber'e «insanları mü'min oluncaya kadar sen mi zorlayacaksın» diye sorar; Hasan'ın rivayetindeki «tövbe edinceye ya da ölünceye kadar» aynı yapıyı kurar. Ve 16:106, tam da mürtedi konu edinen âyet, zorla söyletilen sözün kalbi göstermediğini ve hükümsüz olduğunu bildirir. Sayfanın hedefi olan şey — hapiste sopa altında söylenmiş bir İslâm beyanı — Kur'an'ın ölçüsüyle kalbi yansıtmayan bir zorlama sözüdür; rejim, Kur'an'ın değersiz saydığı bir sonucu üretmek için kurulmuştur.

En keskin karşı delil ise Kur'an'dan önce Serahsî'nin kendi kaleminden gelir. İki sayfa sonra Hanefî tezini savunurken şöyle yazar: öldürme irtidâdın karşılığı değildir; «din değiştirmek ve küfrün aslı en büyük suçlardandır, fakat bunlar kul ile Rabbi arasındadır; onların karşılığı ceza yurduna ertelenmiştir». Bu cümle Kur'an'ın ilkesidir (18:29, 16:106). Fakat sayfanın hükmü bu ilkeyle çelişir: karşılığı âhirete ertelenmiş bir suç için dünyada hapis ve sopa uygulanmaktadır. Serahsî'nin öldürmeyi reddetmek için kurduğu gerekçe, hapsi de reddetmeye yeter.

Sayfanın lehine yazılması gerekenler de vardır ve bunlar küçük değildir. Hanefî delili, öldürmeyi savaşma illetine bağlayarak inanç yüzünden öldürmeye karşı gelenek içinde kurulmuş en gelişkin argümanı sunar; Ebû Yûsuf bu yönde görüş değiştirmiştir. Kur'an'ın da kadınları «ölüm onları alıncaya kadar» evlerde tutmayı bildiği (4:15) dürüstçe kaydedilmelidir. Fakat o âyet dört şahitle ispatlanan bir fuhuş fiilini konu edinir; bir inancı değil. Kur'an'ın bildiği hapis bir fiile karşılıktır; sayfanın kurduğu hapis bir inanç beyanı elde etmek içindir.

Dijital metnin bu sayfada Hasan'ın rivayetini bozduğu da not edilmelidir: baskıdaki «وروى الحسن» Shamela'da «أنه الحسن» olmuştur (bkz. tarama notu). Otuz dokuz sopa hükmü, okuyucunun dijital metinden anlayamayacağı ama basılı sayfanın açıkça söylediği bir rivayettir.

Doğrulandı: 2026-09-10