Kendi Kitaplarından

Ebû Hanîfe (v. 150) · el-Mebsût (Serahsî) · Cilt 9, Sayfa 58 · İctihad

Serahsî: bir kadını zina için kiralayıp onunla zina edene de kadına da Ebû Hanîfe'ye göre had yoktur

Arapça metin

رَجُلٌ اسْتَأْجَرَ امْرَأَةً لِيَزْنِيَ بِهَا فَزَنَى بِهَا فَلَا حَدَّ عَلَيْهِمَا فِي قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَ
Sayfanın tamamı
(قَالَ) رَجُلٌ اسْتَأْجَرَ امْرَأَةً لِيَزْنِيَ بِهَا فَزَنَى بِهَا فَلَا حَدَّ عَلَيْهِمَا فِي قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَ وَقَالَ أَبُو يُوسُفَ وَمُحَمَّدٌ وَالشَّافِعِيُّ رَحِمَهُمْ اللَّهُ تَعَالَى: عَلَيْهِمَا الْحَدُّ لِتَحَقُّقِ فِعْلِ الزِّنَا مِنْهُمَا، فَإِنَّ الِاسْتِئْجَارَ لَيْسَ بِطَرِيقٍ لِاسْتِبَاحَةِ الْبُضْعِ شَرْعًا فَكَانَ لَغْوًا بِمَنْزِلَةِ مَا لَوْ اسْتَأْجَرَهَا لِلطَّبْخِ أَوْ الْخَبْزِ ثُمَّ زَنَى بِهَا، وَهَذَا؛ لِأَنَّ مَحَلَّ الِاسْتِئْجَارِ مَنْفَعَةٌ لَهَا حُكْمُ الْمَالِيَّةِ وَالْمُسْتَوْفَى بِالْوَطْءِ فِي حُكْمِ الْعِتْقِ وَهُوَ لَيْسَ بِمَالٍ أَصْلًا وَالْعَقْدُ بِدُونِ مَحَلِّهِ لَا يَنْعَقِدُ أَصْلًا، فَإِذَا لَمْ يَنْعَقِدْ بِهِ كَانَ هُوَ وَالْإِذْنُ سَوَاءً. وَلَوْ زَنَى بِهَا بِإِذْنِهَا يَلْزَمُهُ الْحَدُّ وَلَكِنْ أَبُو حَنِيفَةَ ﵀ احْتَجَّ بِحَدِيثَيْنِ ذَكَرَهُمَا عَنْ عُمَرَ ﵁ أَحَدُهُمَا مَا رُوِيَ أَنَّ امْرَأَةً اسْتَسْقَتْ رَاعِيًا فَأَبَى أَنْ يَسْقِيَهَا حَتَّى تُمَكِّنَهُ مِنْ نَفْسِهَا فَدَرَأَ عُمَرُ ﵁ الْحَدَّ عَنْهُمَا، وَالثَّانِي أَنَّ امْرَأَةً سَأَلَتْ رَجُلًا مَالًا فَأَبَى أَنْ يُعْطِيَهَا حَتَّى تُمَكِّنَهُ مِنْ نَفْسِهَا فَدَرَأَ الْحَدَّ وَقَالَ: هَذَا مَهْرٌ وَلَا يَجُوزُ أَنْ يُقَالَ إنَّمَا دَرَأَ الْحَدَّ عَنْهَا؛ لِأَنَّهَا كَانَتْ مُضْطَرَّةً تَخَافُ الْهَلَاكَ مِنْ الْعَطَشِ؛ لِأَنَّ هَذَا الْمَعْنَى لَا يُوجِبُ سُقُوطَ الْحَدِّ عَنْهُ وَهُوَ غَيْرُ مَوْجُودٍ فِيمَا إذَا كَانَتْ سَائِلَةً مَالًا كَمَا ذَكَرْنَا فِي الْحَدِيثِ الثَّانِي مَعَ أَنَّهُ عَلَّلَ فَقَالَ إنَّ هَذَا مَهْرٌ وَمَعْنَى هَذَا أَنَّ الْمَهْرَ وَالْأَجْرَ يَتَقَارَبَانِ قَالَ تَعَالَى ﴿فَمَا اسْتَمْتَعْتُمْ بِهِ مِنْهُنَّ فَآتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ﴾ [النساء: ٢٤] سُمِّيَ الْمَهْرُ أَجْرًا. وَلَوْ قَالَ: أَمْهَرْتُك كَذَا لِأَزْنِيَ بِك لَمْ يَجِبْ الْحَدُّ، فَكَذَلِكَ إذَا قَالَ: اسْتَأْجَرْتُك تَوْضِيحُهُ أَنَّ هَذَا الْفِعْلَ لَيْسَ بِزِنًا، وَأَهْلُ اللُّغَةِ لَا يُسَمُّونَ الْوَطْءَ الَّذِي يَتَرَتَّبُ عَلَى الْعَقْدِ زِنًى وَلَا يَفْصِلُونَ بَيْنَ الزِّنَا وَغَيْرِهِ إلَّا بِالْعَقْدِ فَكَذَلِكَ لَا يَفْصِلُونَ بَيْنَ الِاسْتِئْجَارِ وَالنِّكَاحِ؛ لِأَنَّ الْفَرْقَ بَيْنَهُمَا شَرْعِيٌّ، وَأَهْلُ اللُّغَةِ لَا يَعْرِفُونَ ذَلِكَ فَعَرَفْنَا أَنَّ هَذَا الْفِعْلَ لَيْسَ بِزِنًا لُغَةً وَذَلِكَ شُبْهَةٌ فِي الْمَنْعِ مِنْ وُجُوبِ الْحَدِّ حَقًّا لِلَّهِ تَعَالَى كَمَا لَا يَجِبُ الْحَدُّ عَلَى الْمُخْتَلِسِ؛ لِأَنَّ فِعْلَهُ لَيْسَ بِسَرِقَةٍ لُغَةً، يُوَضِّحُهُ أَنَّ الْمُسْتَوْفَى بِالْوَطْءِ وَإِنْ كَانَ فِي حُكْمِ الْعِتْقِ فَهُوَ فِي الْحَقِيقَةِ مَنْفَعَةٌ، وَالِاسْتِئْجَارُ عَقْدٌ مَشْرُوعٌ لِمِلْكِ الْمَنْفَعَةِ وَبِاعْتِبَارِ هَذِهِ الْحَقِيقَةِ يَصِيرُ شُبْهَةً

Çeviri

Bir adam bir kadını onunla zina etmek için kiralar ve onunla zina ederse, Ebû Hanîfe'nin görüşüne göre ikisine de had yoktur.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

kiraladı, ücretle tuttu اسْتَأْجَرَ* ikisine de had yoktur فَلَا حَدَّ عَلَيْهِمَا* Ebû Hanîfe'nin görüşüne göre فِي قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَ* bu bir mehirdir هَذَا مَهْرٌ* dil bakımından zina değildir لَيْسَ بِزِنًا لُغَةً*

Satır altı görünüm
اسْتَأْجَرَkiraladı, ücretle tuttuفَلَا حَدَّ عَلَيْهِمَاikisine de had yokturفِي قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَEbû Hanîfe'nin görüşüne göreهَذَا مَهْرٌbu bir mehirdirلَيْسَ بِزِنًا لُغَةًdil bakımından zina değildir
  1. اسْتَأْجَرَ: X. bâb, ء-ج-ر kökü: icâre akdi, bir menfaatin ücret karşılığı mülk edinilmesi. Sayfanın bütün tartışması bu kelimenin hukukî niteliğine dayanır: icâre meşru bir akit olduğu için, konusu zina bile olsa bir **şübhe** doğurur.
  2. فَلَا حَدَّ عَلَيْهِمَا: İkil zamir: hüküm hem kiralayan erkeği hem kiralanan kadını kapsar. Sayfa fiili helâl saymaz; hükmü haddin düşmesiyle sınırlıdır.
  3. فِي قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَ: Hüküm mezhebin kurucusuna nispet edilir; aynı cümlenin devamında Ebû Yûsuf, Muhammed ve Şâfiî'nin «ikisine de had vardır» dediği kaydedilir. Mezhebin iki büyük imamı kurucuya muhaliftir.
  4. هَذَا مَهْرٌ: Ömer'e nispet edilen söz ve sayfanın asıl öncülü: zina karşılığı verilen para mehir hükmündedir. Serahsî bunu «mehir ile ücret birbirine yakındır» diye genişletir ve 4:24'ün «أُجُورَهُنَّ» ifadesine dayandırır.
  5. لَيْسَ بِزِنًا لُغَةً: Serahsî'nin ikinci delili: dil ehli bir akde dayanan cinsel birlikteliğe zina demez ve kira ile nikâhı birbirinden ayırmaz, çünkü aradaki fark şer'îdir. Kur'an'ın ücret karşılığı cinsel birliktelik için kendi kelimesi vardır: بِغَاء (24:33).

Kaynak

المبسوط للسرخسي · Baskı: مطبعة السعادة - مصر، وصوّرتها دار المعرفة - بيروت ٣١ جزءًا (الأخير فهارس: ط دار المعرفة) (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 9 · Sayfa 58 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: Matbaatü's-Saâde, Mısır — Dâru'l-Ma'rife tıpkıbasımı, 30 cilt · Sayfa 58 · mbsoot09.pdf (c. 9)

Tarama c.9 s.58; kayma 0 — PDF indeksi basılı sayfa numarasına eşittir (indeks 58 = basılı ٥٨). Bu, c.4'te ölçülen +2'den farklıdır: aynı `130324` kaleminde her cildin PDF'i ayrı dosyadır ve ön sayfa sayısı ciltten cilde değişir. c.10'da da kayma 0'dır. Mebsût için kayma bundan sonra her cilt için ayrıca ölçülmelidir.

Shamela sayfası ile basılı sayfa aynı yerde başlayıp aynı yerde biter: basılı ٥٨ «فكذلك الجواب عند أبي يوسف» ile açılır ve «يصير شبهة» ile kapanır. Alıntı taramayla kelime kelime örtüşür; tek fark yazımsaldır (baskı «فزني بها», Shamela «فَزَنَى بِهَا»).

Shamela'nın bâb başlığı baskıda yoktur. Dijital metinde alıntıdan önce köşeli parantez içinde «[اسْتَأْجَرَ امْرَأَةً لِيَزْنِيَ بِهَا فَزَنَى بِهَا]» başlığı durur; basılı sayfada metin «…فكذلك هنا (قال) رجل استأجر امرأة» diye kesintisiz akar. Köşeli parantez başlığın dijital neşrin eklemesi olduğunu gösterir.

İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı ٥٨, Shamela'nın `part: 9` / `page_num: 58` değerleri ve canlı sayfanın «ج9 - ص58» başlığı örtüşür; (b) metin sadakati — iki vurgu kutusunun her biri kendi yüzde değerlerinden geri kırpıldı; birincisi «رجل استأجر امرأة»yı, ikincisi «ليزني بها»dan «أبي حنيفة»ya kadar olan bölümü taşır ve ardından gelen «وقال»ı dışarıda bırakır.

المبسوط للسرخسي 9/58

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Pasaj el-Mebsût'un hudûd kitabında (c.9 s.58), haddin şübheyle düştüğü durumların sıralandığı bir dizinin içindedir. Hemen önceki mesele, yatağına çağırdığı karısının yerine gelen yabancı bir kadınla birlikte olan âmâ adamdır; hemen sonraki, zinaya zorlanan adamdır.

Sayfa meseleyi iki taraflı kurar. Muhalifler — Ebû Yûsuf, Muhammed ve Şâfiî — ikisine de had gerektiğini söyler: zina fiili gerçekleşmiştir ve kiralama, cinsel birlikteliği meşrulaştırmanın bir yolu değildir; kadını yemek pişirmek ya da ekmek yapmak için kiralayıp sonra onunla zina etmek gibi, akit hükümsüzdür. Ebû Hanîfe'nin delili ise Ömer'e nispet edilen iki haberdir: su isteyen bir kadına çoban kendisine teslim olmadıkça su vermeyi reddetmiş ve Ömer haddi ikisinden de düşürmüştür; para isteyen bir kadına bir adam aynı şartı koşmuş ve Ömer haddi düşürüp «bu bir mehirdir» demiştir. Serahsî ilk haberin zaruretle açıklanmasını açıkça reddeder: zaruret erkekten haddi düşürmez ve ikinci haberde zaruret yoktur.

Serahsî buna üç gerekçe ekler. (1) Mehir ile ücret birbirine yakındır; 4:24 mehri «أُجُور» diye adlandırır; «seninle zina etmek için sana şu kadar mehir veriyorum» dese had gerekmezdi, «seni kiraladım» dediğinde de gerekmez. (2) Dil ehli bir akde dayanan birlikteliğe zina demez; o hâlde fiil dil bakımından zina değildir ve bu bir şübhedir — kapkaççıya hırsızlık haddi uygulanmaması gibi. (3) Cinsel birliktelikle elde edilen şey hakikatte bir menfaattir ve icâre menfaati mülk edinmek için meşru bir akittir; bu hakikat de şübhe doğurur.

Önceki sayfanın sonu
وَمُحَمَّدٌ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - يَقُولُ: إنْ أَجَابَتْهُ إلَى الْفِرَاشِ فَهُوَ كَمَا لَوْ وَجَدَهَا نَائِمَةً عَلَى فِرَاشِهِ وَكَمَا لَا يَسْقُطُ الْحَدُّ هُنَاكَ بِظَنِّهِ فَكَذَلِكَ هُنَا [اسْتَأْجَرَ امْرَأَةً لِيَزْنِيَ بِهَا فَزَنَى بِهَا]
Sonraki sayfanın başı
بِخِلَافِ الِاسْتِئْجَارِ لِلطَّبْخِ وَالْخَبْزِ وَلِأَنَّ الْعَقْدَ هُنَاكَ غَيْرُ مُضَافٍ إلَى الْمُسْتَوْفَى بِالْوَطْءِ وَلَا إلَى مَا هُوَ سَبَبٌ لَهُ، وَالْعَقْدُ الْمُضَافُ إلَى مَحَلٍّ يُوجِبُ الشُّبْهَةَ فِي ذَلِكَ الْمَحَلِّ لَا فِي مَحَلٍّ آخَرَ

Mezheplerin konumu

Hanefî

Ebû Hanîfe'ye göre zina için kiralanan kadınla zina edene de kadına da had yoktur, çünkü ücret mehre benzer ve icâre akdi bir şübhe doğurur. Ebû Yûsuf ve Muhammed ikisine de had gerektiğini söyler. Bu girdinin konusu olan sayfa budur.

el-Mebsût (Serahsî) c.9 s.58 — https://shamela.ws/book/5423/1859
Şâfiî

İkisine de had vardır: zina fiili gerçekleşmiştir ve kiralama cinsel birlikteliği meşrulaştırmanın bir yolu değildir. (Serahsî'nin aynı sayfadaki nakli.)

el-Mebsût (Serahsî) c.9 s.58, Şâfiî'nin görüşü olarak nakil — https://shamela.ws/book/5423/1859
Hanbelî

Kadını zina için kiralayıp bunu yapan erkeğe de kadına da had vardır; İbn Kudâme bunu ilim ehlinin çoğunluğunun görüşü olarak verir ve Ebû Hanîfe'nin muhalefetini, menfaate mâlik olmanın haddi düşüren bir şübhe sayılması gerekçesiyle kaydeder.

el-Muğnî (Türkî) c.12 s.378 — https://shamela.ws/book/6910/6515

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur.

(1) Hadler şübhelerle düşer. Bu, mezheplerin ortak ilkesidir; el-Muğnî de aynı bağlamda «haddin şübhelerle düşürüleceğinde ihtilaf yoktur» der. Ebû Hanîfe'nin hükmü bir izin değil, bu genel ilkenin bir uygulamasıdır: had en ağır ceza olduğu için en küçük kuşkuda uygulanmaz.

(2) Had yoktur, helâl değildir. Sayfa fiili meşru saymaz; tartışma yalnız haddin uygulanıp uygulanmayacağı üzerinedir. Kiralama akdi de sayfaya göre batıldır — şübhe, akdin geçerliliğinden değil varlığından doğar.

(3) Dayanak bir sahâbî uygulamasıdır. Hüküm Ömer'e nispet edilen iki habere dayanır ve Ömer'in «bu bir mehirdir» sözü, ücret ile mehir arasındaki yakınlığı Kur'an'ın kendi dilinden (4:24'teki أُجُور) kurar.

(4) Mezhep bu hükmü tek sesle savunmaz. Aynı sayfada Ebû Yûsuf ve Muhammed kurucuya muhaliftir; el-Muğnî'ye göre ilim ehlinin çoğunluğu da öyledir. Gelenek bu içtihadı kendi içinde tartışmış ve azınlıkta bırakmıştır.

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu sayfanın sicile girmesinin sebebi haddin şübheyle düşürülmesi değil — bu, bütün mezheplerin kabul ettiği bir ilkedir — şübhenin kaynağıdır. Şübhe burada bir yanılgıdan, bir zorlamadan ya da belirsiz bir nikâhtan doğmaz; zina fiilinin kendisini konu edinen bir ödeme sözleşmesinden doğar. Sayfanın mantığında zinaya bir fiyat biçilmesi, onu zina olmaktan kısmen çıkarır: ilişki ne kadar ticarî ise, fiilin hukukî niteliği o kadar belirsizleşir.

Serahsî'nin Kur'an delili, 4:24, bu mantığı taşımaz. Serahsî âyetin yalnız ikinci yarısını — «ücretlerini verin» — alır; ilk yarısı ödemenin şartını koyar: «iffetli bir bağ kurarak, zina etmeksizin». 4:25 aynı ayrımı kadın tarafından tekrarlar. Kur'an'da para, ilişkiye adını vermez; ilişkinin adı paraya adını verir. Nikâhta verilen şeyin adı ücrettir; zinada verilen şeyin Kur'an'daki adı yoktur, çünkü o ilişki Kur'an'da bir akit olarak tanınmaz.

Dil delili de Kur'an'ın kendi sözlüğüyle karşılaşır. Serahsî, dil ehlinin akde dayanan birlikteliğe zina demediğini ve kira ile nikâhı ayırmadığını söyler. Kur'an ise ücret karşılığı cinsel birlikteliği ayrı bir kelimeyle adlandırır — بِغَاء (24:33) — ve onu iffetin karşıtı olarak tanımlar; aynı kökten بَغِيّ, 19:20 ve 19:28'de iffetin tam zıddını adlandırır. Kur'an'ın dili, bu fiili bir tür nikâh olarak değil, nikâhın dışında duran bir şey olarak tanır.

Sayfanın lehine yazılması gerekenler de vardır ve bunlar küçük değildir. Hüküm geleneğin içinde azınlıktadır: aynı cümlede mezhebin iki büyük imamı, Ebû Yûsuf ve Muhammed, kurucuya muhaliftir; el-Muğnî ilim ehlinin çoğunluğunu da karşı tarafta sayar. Sayfa fiili helâl saymaz, yalnız haddi düşürür. Ve ilk Ömer haberi — su için zorlanan kadın — Kur'an'ın 24:33'te tanıdığı zorlama gerekçesiyle rahatlıkla açıklanabilir; Kur'an zorlanan kadını bağışlar.

Sorun tam da buradadır: sayfa bu açıklamayı görür ve reddeder. Serahsî, zaruretin erkekten haddi düşürmeyeceğini ve ikinci haberde zaruret bulunmadığını söyleyerek gerekçeyi zorlamadan ücrete taşır. Kur'an'ın tanıdığı hafifletici sebep, zorlanan kadının durumudur; sayfanın kurduğu hafifletici sebep ise ücretin kendisidir. İlki mağduru korur; ikincisi, ödeyeni.

Doğrulandı: 2026-09-10