Kendi Kitaplarından

Buhârî (v. 256) · Sahîhu'l-Buhârî (Sultâniyye) · Cilt 4, Sayfa 140 · Rivayet nakli

«İbrâhim yalnız üç kez yalan söyledi, ikisi Allah uğrunaydı»

Arapça metin

لَمْ يَكْذِبْ إِبْرَاهِيمُ ﵇ إِلَّا ثَلَاثَ كَذَبَاتٍ ثِنْتَيْنِ مِنْهُنَّ فِي ذَاتِ اللهِ ﷿
Sayfanın tamamı
٣٣٥٨ - حدثنا محمد بن محبوب حدثنا حماد ⦗١٤١⦘ بن زيد عن أيوب عن محمد عن أبي هريرة ﵁ قال «لم يكذب إبراهيم ﵇ إلا ثلاث كذبات ثنتين منهن في ذات الله ﷿. قوله ﴿إني سقيم﴾ وقوله: ﴿بل فعله كبيرهم هذا﴾ وقال بينا هو ذات يوم وسارة إذ أتى على جبار من الجبابرة فقيل له: إن ها هنا رجلا معه امرأة من أحسن الناس فأرسل إليه فسأله عنها فقال: من هذه قال: أختي فأتى سارة قال: يا سارة ليس على وجه الأرض مؤمن غيري وغيرك وإن هذا سألني فأخبرته أنك أختي فلا تكذبيني فأرسل إليها فلما دخلت عليه ذهب يتناولها بيده فأخذ فقال ادعي الله لي ولا أضرك فدعت الله فأطلق. ثم تناولها الثانية فأخذ مثلها أو أشد فقال: ادعي الله لي ولا أضرك فدعت فأطلق فدعا بعض حجبته فقال: إنكم لم تأتوني بإنسان إنما أتيتموني بشيطان فأخدمها هاجر فأتته وهو قائم يصلي فأومأ بيده: مهيا قالت: رد الله كيد الكافر أو الفاجر في نحره وأخدم هاجر قال أبو هريرة: تلك أمكم يا بني ماء السماء.»

Çeviri

İbrâhim aleyhisselâm yalnız üç yalan söyledi; ikisi Allah uğrunaydı: «Ben hastayım» sözü ve «Hayır, şu büyükleri yaptı» sözü.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

yalan söylemedi لَمْ يَكْذِبْ* üç yalan ثَلَاثَ كَذَبَاتٍ* ikisi Allah uğrunaydı ثِنْتَيْنِ مِنْهُنَّ فِي ذَاتِ اللهِ* «Ben hastayım» ﴿إِنِّي سَقِيمٌ﴾* «Hayır, şu büyükleri yaptı» ﴿بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَذَا﴾*

Satır altı görünüm
لَمْ يَكْذِبْyalan söylemediثَلَاثَ كَذَبَاتٍüç yalanثِنْتَيْنِ مِنْهُنَّ فِي ذَاتِ اللهِikisi Allah uğrunaydı﴿إِنِّي سَقِيمٌ﴾«Ben hastayım»﴿بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَذَا﴾«Hayır, şu büyükleri yaptı»
  1. لَمْ يَكْذِبْ: ك-ذ-ب kökü. Olumsuzlama, ardından gelen istisna ile bir sayıma dönüşür: «yalan söylemedi — ancak üç kez».
  2. ثَلَاثَ كَذَبَاتٍ: كَذْبَة'nin çoğulu; kelime seçimi tevriye/ma'rîz değil doğrudan yalandır. Rivayetin şârihleri bu kelimeyi «ma'ârîz» diye yeniden okur, ama sayfanın kendi kelimesi budur.
  3. ثِنْتَيْنِ مِنْهُنَّ فِي ذَاتِ اللهِ: «ذات الله»: Allah'ın rızası/dini uğruna. Bu kayıt bir mazeret cümlesidir — yani rivayet, fiili yalan saymakla birlikte iki tanesini meşrû bir gerekçeye bağlar; üçüncüsüne (Sâre) bu kaydı koymaz.
  4. ﴿إِنِّي سَقِيمٌ﴾: 37:89. Rivayet, bir Kur'an cümlesini yalan olarak sınıflandırır — bu, girdinin ekseni budur.
  5. ﴿بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَذَا﴾: 21:63. Âyetin kendisi cümleyi bir şartla tamamlar: «فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ» — konuşabiliyorlarsa onlara sorun.

Kaynak

صحيح البخاري - ط السلطانية · Baskı: المطبعة الكبرى الأميرية، بولاق - مصر السلطانية ١٣١١ هـ، بأمر السلطان عبد الحميد الثاني (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 4 · Sayfa 140 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: el-Matbaatü'l-kübra'l-emîriyye, Bulak 1311 (Sultâniyye) · Sayfa 141 · juz04.pdf (cüz 4), PDF sayfası 141

Tarama cüz 4, PDF sayfası 141 = basılı ١٤١; kayma yok. Baskı: el-Matbaatü'l-kübra'l-emîriyye, Bulak 1311 (Sultâniyye).

Shamela sayfası ile basılı sayfa burada örtüşmez ve fark kayda geçirilmelidir. 3358 numaralı hadis basılı ١٤٠'ta başlar, fakat sayfa isnadın ortasında — «حَمَّاد» ile «بْنُ زَيْدٍ» arasında — kesilir; Shamela bu kırılmayı metnin içine `⦗١٤١⦘` işaretiyle koyar. Dolayısıyla Shamela'nın `page_num` değeri 140 iken, alıntılanan cümlenin kendisi basılı 141. sayfadadır. Girdinin `page` alanı Shamela'nın sayfasını (140), `scan.printed_page` alanı ise alıntının fiilen bulunduğu sayfayı (141) gösterir; canlı bağlantı Shamela'nın sayfasına gider.

Sultâniyye metni çerçeve içine alır ve satır aralarına hâşiye koyar; `scan_lines.py`'nin satır profili bu sayfada da çalışmadı, iki kutu elle ölçüldü ve her sınır aynı yüzdeyle geri kırpılarak gözle doğrulandı. Kutu 1 metin bloğunun ilk satırının sonunu («لم يكذب إبراهيم عليه السلام إلا ثلث»), kutu 2 ikinci satırın başını («كذبات ثنتين منهن في ذات الله عز وجل») işaretler. Kutu 2'nin üstündeki (١) rakamı Sultâniyye'nin kendi hâşiye numarasıdır.

İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı sayfa numarası ١٤١ ve üst bilgideki «[الأنبياء] … القسطلاني ٥/٣٤٧ العيني ١٥/٢٤٧» satırı Shamela'nın `part: 4` değeriyle ve `⦗١٤١⦘` işaretiyle örtüşür; (b) metin sadakati — alıntının on dört kelimesi taramada birebir okundu.

صحيح البخاري - ط السلطانية 4/140

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Rivayet Sahîh'in «Kitâbü Ehâdîsi'l-Enbiyâ» bölümündedir ve iki numarayla, art arda gelir. Kısa hâli 3357'dir: «İbrâhim yalnız üç kez yalan söyledi» (basılı c.4 s.140). Uzun hâli, bu girdinin konusu olan 3358'dir; isnadı ١٤٠'ın sonunda başlar, metni ١٤١'de sürer.

Uzun metin üç yalanı sayar ve üçüncüsünü hikâye ederek anlatır: (1) «إني سقيم» — hastayım; (2) «بل فعله كبيرهم هذا» — hayır, şu büyükleri yaptı; (3) bir zorbanın ülkesinde Sâre'yi «kız kardeşim» diye tanıtması. Üçüncüsü şöyle geçer: İbrâhim Sâre'ye gider ve «Yeryüzünde benden ve senden başka mü'min yok; bu adam bana seni sordu, ben de kız kardeşim olduğunu söyledim — sakın beni yalanlama» der. Zorba Sâre'ye elini uzatınca iki kez tutulur, iki kez Sâre dua eder ve serbest bırakılır; zorba «bana insan getirmediniz, şeytan getirdiniz» der ve Hâcer'i hizmetçi olarak verir. Ebû Hüreyre sözü şöyle bağlar: «İşte bu sizin annenizdir, ey semâ suyunun oğulları.»

İsnad: Muhammed b. Mahbûb → Hammâd b. Zeyd → Eyyûb [es-Sahtiyânî] → Muhammed [b. Sîrîn] → Ebû Hüreyre. Kısa hâlin (3357) isnadı da aynı halkadan geçer: Saîd b. Telîd → İbn Vehb → Cerîr b. Hâzim → Eyyûb → Muhammed → Ebû Hüreyre. Yani iki tarik Eyyûb'da birleşir. Aynı hadis Müslim'de de (2371) bulunur.

Rivayetin tasnifi burada önemlidir: metin merfû'dur (Peygamber'e nispet edilir) ve Kur'an'ın iki cümlesini adıyla anıp onları «كذبات» sınıfına koyar. Yani bu, Kur'an'a bir yorum getirmekle kalmaz; Kur'an'da yer alan iki sözü ahlâkî bir kategoriye yerleştirir.

Sayfanın çevresi de kayda değer. Aynı sayfada 3359, 3360 ve 3361 numaralı rivayetler İbrâhim ve İsmâil hakkındadır; 3361 kıyamet günü İbrâhim'in babası Âzer ile karşılaşmasını anlatır. Bâb, peygamber kıssalarının hadis yoluyla anlatıldığı bölümdür.

Önceki sayfanın sonu
٣٣٥٧ - حدثنا سعيد بن تليد الرعيني أخبرنا ابن وهب قال: أخبرني جرير بن حازم عن أيوب عن محمد عن أبي هريرة ﵁ قال: قال رسول الله ﷺ: «لم يكذب إبراهيم إلا ثلاثا»
Sonraki sayfanın başı
٣٣٥٩ - حدثنا عبيد الله بن موسى أو ابن سلام عنه أخبرنا ابن جريج عن عبد الحميد بن جبير عن سعيد بن المسيب عن أم شريك ﵂ «أن رسول الله ﷺ أمر بقتل الوزغ. وقال: كان ينفخ على إبراهيم ﵇.»

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması burada oldukça gelişkindir ve büyük ölçüde tek bir kelimenin yeniden okunmasına dayanır.

(1) «كذبات» = ma'ârîz (tevriye), yalan değil. Şârihlerin ana hattı — Nevevî, İbn Hacer, Kurtubî — bu kelimeyi «zâhiri kastedilenden farklı olan söz» diye açıklar; İbn Hacer *Fethu'l-Bârî*'de bunu açıkça söyler ve «معاريض» terimini kullanır. Dayanak da rivayetin kendi kaydıdır: eğer bunlar düpedüz yalan olsaydı «Allah uğrunda» kaydı bir çelişki olurdu. Yani metin, fiilleri sûreten yalan şeklinde adlandırıp ma'nen mazur saymaktadır.

(2) Her üçünün de bir doğruluk yorumu vardır. «إني سقيم» — kalben tasalıyım/hasta olacağım; sayfada verilmez ama âyetin öncesi «فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ» (37:88) bir bağlam sunar. «بل فعله كبيرهم» — âyetin kendi devamı «فاسألوهم إن كانوا ينطقون» bir mantık kurar. «أختي» — bazı rivayet ve tefsirlerde İbrâhim bunu «din kardeşim» diye açıklar; sayfanın kendi metninde de İbrâhim, Sâre'ye «yeryüzünde benden ve senden başka mü'min yok» der ki bu, kardeşliğin hangi anlamda olduğunu ima eder.

(3) Zaruret ve mefsedet-maslahat. Üçüncü olayda söz konusu olan bir zorbanın elinden bir kadının korunmasıdır; usûlde zaruret hâlinde tevriyenin cevazı yerleşiktir.

(4) Rivayeti reddedenler de gelenek içindedir. Fahreddin er-Râzî, peygamberlerin ismeti gerekçesiyle bu rivayeti açıkça reddeder. Yani gelenek bu konuda tek sesli değildir ve reddin kendisi de gelenek içi bir imkândır.

(5) Bir usûl argümanı: rivayet Sahîhayn'ın ikisindedir; onu reddetmek muhteva eleştirisiyle sahih bir metni düşürmek demektir — bu, ayrıca temellendirilmesi gereken bir hamledir.

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu girdinin ekseni tek bir işlemdir: rivayet, Kur'an'da bulunan iki cümleyi adıyla anıp onları «كذبات» sınıfına koyar. İşlem yorumdan farklıdır. Bir âyeti yorumlamak, ne dediğini söylemektir; bir âyeti bir ahlâkî kategoriye yerleştirmek, onun hakkında hüküm vermektir. Rivayet ikincisini yapar ve bunu Peygamber'e nispet ederek yapar.

Kur'an'ın aynı iki cümle hakkındaki kendi tasarrufu ise şudur. 21:63'te söz yarım bırakılmaz: «فَاسْأَلُوهُمْ إِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ» — şart cümlesi, sözün bir bilgi bildirimi değil bir delil kurgusu olduğunu gösterir; ve âyetin devamı muhatabın ikna olduğunu kaydeder («kendi içlerine döndüler», «bunların konuşmadığını sen de bilirsin»). Yalanın tanımı muhatabı yanıltmaktır; burada olan bunun tersidir. 37:89'da ise cümle bir sahnenin ortasındadır ve Kur'an sonucunu verir: kavim ayrılır. Metin bu cümleyi ne över ne yerer.

Buna karşılık savunuya hakkı verilmelidir ve o hak küçük değildir. Şârihlerin ana hattı «كذبات»ı ma'ârîz diye okur ve dayanağını rivayetin kendi kaydından alır: «ikisi Allah uğrunaydı» kaydı, düpedüz bir yalan için anlamsız olurdu. Bu okuma metin içi ve tutarlıdır. Fakat iki sınırı vardır. Birincisi: kayıt yalnız ikisini kapsar; üçüncüsü (Sâre) bu gerekçenin dışında bırakılır — yani rivayetin kendisi üç fiili aynı kefeye koymaz. İkincisi: eğer kastedilen ma'rîz ise, sayım niçin yapılır? «Yalan söylemedi — ancak üç kez» yapısı, sayının kendisini bir kusur listesi hâline getirir; ma'rîz için bir sayım tutmak, ma'rîzin kusur sayılmadığı bir çerçevede gereksizdir.

Buradaki asıl kayıp, üçüncü unsurda görünür. Kur'an İbrâhim ile Sâre kıssasını hiç anlatmaz — ne zorba, ne «kız kardeşim», ne Hâcer'in hizmetçi verilişi. Kur'an'ın İbrâhim'e dair anlattıkları putlar, ateş, hicret, kurban ve Kâbe'dir. Rivayetin üçüncü yalanı bütünüyle Kur'an dışı bir anlatıdan gelir ve Tekvîn 12:11-20 ile yakın bir paralellik taşır. Bu, rivayeti kendiliğinden çürütmez — ama Kur'an'ın anlatmadığı bir sahneden çıkarılan bir ahlâkî hükmün, Kur'an'ın anlattığı iki cümleye geri döndürülmesi, delil yönünü tersine çevirir.

Nihayet, bu girdinin ölçüsü şudur: 19:41 İbrâhim'i tanıtırken kullandığı ilk kelime صِدِّيق'tır ve 19:50 ona «yüce bir doğruluk dili» verildiğini bildirir. Rivayet, aynı dil hakkında zıt kökün çoğulunu kullanır. İki metnin uzlaştırılması mümkündür — ma'ârîz okuması bunu dener — ama uzlaştırmanın bedeli, sayfanın kendi kelimesini kendi anlamının dışına çıkarmaktır. Bu sitenin işi, o bedeli görünür kılmaktır.

Doğrulandı: 2026-09-10