Kendi Kitaplarından

Ahmed b. Hanbel (v. 241) · el-Muğnî (İbn Kudâme) · Cilt 9, Sayfa 398 · İctihad

İbn Kudâme: baba küçük bâkire kızını, istemese ve direnirse de evlendirir — bunda ihtilaf yoktur

Arapça metin

أمَّا البِكْرُ الصغيرةُ، فلا خلافَ فيها. قال ابنُ المنذرِ: أجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِ، أَنَّ نِكاحَ الأبِ ابْنَتَه البِكْرَ (١) الصغيرةَ جائزٌ، إذا زَوَّجها من كُفْءٍ، ويجوزُ له تَزْوِيجُها مع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِها
Sayfanın tamamı
١١١٨ - مسألة؛ قال: (وَإِذَا زوَّجَ الرَّجُلُ ابْنَتَه الْبِكْرَ، فَوَضَعَهَا فى كفَاءَةٍ، فالنِّكاحُ ثَابِتٌ وَإِنْ كَرِهَتْ، كَبِيرةً كَانتْ أو صَغِيرَةً) أمَّا البِكْرُ الصغيرةُ، فلا خلافَ فيها. قال ابنُ المنذرِ: أجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِ، أَنَّ نِكاحَ الأبِ ابْنَتَه البِكْرَ (١) الصغيرةَ جائزٌ، إذا زَوَّجها من كُفْءٍ، ويجوزُ له تَزْوِيجُها مع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِها. وقد دَلَّ على جوازِ تَزْويج الصغيرةِ قولُ اللَّه تعالى: ﴿وَاللَّائِى يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِنْ نِسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِى لَمْ يَحِضْنَ﴾ (٢) فجَعلَ الِلَّائى لم يَحِضْنَ عِدَّةَ ثلاثةِ أشْهُرٍ، ولا تكونُ العِدَّةُ ثلاثةَ أشْهُرٍ إلَّا من طَلاقٍ (٣) فى نِكاحٍ أو فَسْخٍ، فدَلَّ ذلك على أنَّها تُزَوَّجُ وتُطَلَّقُ، ولا إذْنَ لها فيُعْتَبرُ. وقالت عائشةُ، رَضِىَ اللَّهُ عنها: تَزَوّجَنِى النَّبِىُّ ﷺ وأنا ابنةُ سِتٍّ، وَبنَى بى وأنا ابنةُ تِسْعٍ. متفقٌ عليه (٤). ومَعْلومٌ أنَّها لم تكنْ فى تلك الحالِ ممَّن يُعْتَبَرُ إذْنُها. ورَوَى الأثرمُ، أن قُدامةَ بن مَظْعونٍ تزوَّجَ ابنةَ الزُّبَيْرِ حين نَفِسَتْ، فقِيل له، فقال: ابْنةُ الزُّبيرِ إن مُتُّ وَرِثَتْنِى، وإن عِشْتُ كانت امْرَأتِى. وزَوّجَ علىٌّ ابنتَه أم كُلْثومٍ وهى صَغِيرةٌ عمرَ

Çeviri

Küçük bâkireye gelince, onun hakkında ihtilaf yoktur. İbnü'l-Münzir şöyle der: Kendisinden [görüş] belleyebildiğimiz bütün ilim ehli, babanın bâkire küçük kızını nikâhlamasının, onu bir dengiyle evlendirdiği takdirde caiz olduğunda icmâ etmiştir; onun istememesine ve direnmesine rağmen onu evlendirmesi de caizdir.

Kelime kelime

Her Arapça kelimenin birebir karşılığı; tire bitişik ek/edat sınırıdır. Akıcı çeviri yukarıdadır.

onun hakkında ihtilaf yoktur فلا خلافَ فيها* kendisinden belleyebildiğimiz bütün ilim ehli icmâ etmiştir أجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِ* bâkire البِكْرَ (١)* onu bir dengiyle evlendirdiği takdirde إذا زَوَّجها من كُفْءٍ* istememesine ve direnmesine rağmen مع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِها*

Satır altı görünüm
فلا خلافَ فيهاonun hakkında ihtilaf yokturأجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِkendisinden belleyebildiğimiz bütün ilim ehli icmâ etmiştirالبِكْرَ (١)bâkireإذا زَوَّجها من كُفْءٍonu bir dengiyle evlendirdiği takdirdeمع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِهاistememesine ve direnmesine rağmen
  1. فلا خلافَ فيها: İbn Kudâme'nin kendi hükmüdür ve bir sonraki cümledeki icmâ naklinden **önce** gelir. Aynı mesele hakkında el-Mebsût c.4 s.212, İbn Şübrüme ile Ebû Bekir el-Asamm'ın muhalefetini ve 4:6'ya dayanan delillerini kaydeder (bkz. girdi «Serahsî: Âişe delili ve küçüklerin nikâhı»).
  2. أجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِ: İbnü'l-Münzir'in icmâ formülü kendi sınırını taşır: «bizim belleyebildiklerimiz». Bu, bilinen görüşlerin toplamıdır, bütün görüşlerin değil — ve İbn Kudâme bunu «ihtilaf yoktur»a çevirir.
  3. البِكْرَ (١): Sayfanın kendi dipnotu: «(١) سقط من: الأصل» — «البكر» kelimesi muhakkiklerin esas aldığı nüshada **yoktur**, başka nüshalardan eklenmiştir. Esas nüshada icmâ cümlesi yalnız «babanın küçük kızını nikâhlaması» der.
  4. إذا زَوَّجها من كُفْءٍ: Yetkinin tek kaydı kefâettir: kocanın soy, din, meslek ve servet bakımından kıza denk olması. Kaydın koruduğu şey kızın iradesi değil ailenin itibarıdır.
  5. مع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِها: كَرَاهِيَة ك-ر-ه kökündendir. Kur'an aynı kökle kadınlar üzerindeki tasarrufu yasaklar: «لَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَرِثُواْ ٱلنِّسَآءَ كَرۡهٗا» (4:19). امتناع ise yalnız bir duyguyu değil fiilî bir **direnişi** adlandırır — sayfa kızın itirazını tasavvur eder ve onu hükümsüz sayar.

Kaynak

المغني لابن قدامة - ت التركي · Baskı: دار عالم الكتب للطباعة والنشر والتوزيع، الرياض الثالثة، ١٤١٧ هـ - ١٩٩٧ م، ١٥ جزءًا (الأخير فهارس) (ترقيم موافق للمطبوع)
Cilt 9 · Sayfa 398 · Shamela canlı sayfa (pasaj vurgulu) · archive.org taraması
Basılı nüshanın taraması: Âlemü'l-kütüb, Riyad — Abdullah b. Abdilmuhsin et-Türkî ve Abdülfettâh Muhammed el-Hulv tahkiki, 3. baskı 1417/1997 · Sayfa 398 · mghni9.pdf (c. 9) — PDF sayfa 398

Tarama c.9 s.398; kayma 0 — PDF indeksi basılı sayfa numarasına eşittir (indeks 398 = basılı ٣٩٨), c.12'de ölçülen değerle aynı. Cilt aynı archive.org kaleminden (`almoghni`, `mghni9.pdf`) indirildi; PDF'in künye sayfası c.12'dekiyle birebir aynıdır: «دار عالم الكتب للطباعة والنشر والتوزيع», «الطبعة الأولى ١٤٠٦ هـ - ١٩٨٦ م، الطبعة الثانية ١٤١٢ هـ - ١٩٩٢ م، الطبعة الثالثة ١٤١٧ هـ - ١٩٩٧ م مصححة منقحة».

Shamela sayfası ile basılı sayfa aynı yerde başlayıp aynı yerde biter: basılı ٣٩٨ «١١١٨ - مسألة» başlığıyla açılır ve «وزوّج عليٌّ ابنته أم كلثوم وهي صغيرة عمرَ» ile kapanır; sayfa altındaki tahrîc dipnotları da Shamela'nın `footnotes` alanında eksiksiz durur. Alıntının otuz kelimesi taramada birebir okundu; fark yalnız noktalama boşluklarındadır. Basılı sayfanın sağ kenarındaki «١٩/٧و» yazma nüsha varak işareti dijital metinde yoktur.

Alıntı mes'ele başlığından değil gövdeden alındı. Hırakî'nin matni (başlıktaki «وإذا زوّج الرجل ابنته البكر…») canlı sayfada harekesiz aramayla bulunamadı; başlık Shamela'da ayrı bir `title` öğesi olarak işaretlidir. Vurgu bağlantısı bu yüzden İbn Kudâme'nin kendi şerh cümlesine bağlandı.

İki bağımsız kontrol 2026-09-10'da geçti: (a) sayfa kimliği — basılı ٣٩٨, Shamela'nın `part: 9` / `page_num: 398` değerleri ve canlı sayfanın «ج9 - ص398» başlığı örtüşür; (b) metin sadakati — üç vurgu kutusunun her biri kendi yüzde değerlerinden geri kırpıldı ve alıntının ilk kelimesiyle («أمَّا») son kelimesinin («وامْتِناعِها») kutu sınırlarında durduğu gözle doğrulandı.

المغني لابن قدامة - ت التركي 9/398

Sarı kutular alıntının satırlarını gösterir; tarama görüntüsü değiştirilmemiştir.

Bağlam

Pasaj el-Muğnî'nin nikâh kitabında, Hırakî'nin Muhtasar'ından alınan 1118 numaralı mes'elenin şerhinin açılışıdır (c.9 s.398). Matin: «Adam bâkire kızını evlendirir ve onu bir dengine verirse, kız istemese de nikâh sabittir — büyük olsun küçük olsun.» İbn Kudâme şerhe matnin iki halkasını ayırarak başlar ve önce küçük bâkireyi ele alır; alıntı budur.

Sayfa hükmü üç delille destekler. (1) Âyet: 65:4'teki «وَٱلَّٰٓـِٔي لَمۡ يَحِضۡنَ» ibaresi — İbn Kudâme'nin çıkarımı, üç aylık iddetin ancak bir nikâhtan sonraki boşanma ya da fesihten doğabileceği, dolayısıyla henüz âdet görmeyen kızın evlendirilip boşanabileceğidir; ve «onun izni muteber olmadığı için» izni aranmaz. (2) Rivayet: Âişe'nin «Peygamber benimle altı yaşımda evlendi, dokuz yaşımda zifafa girdi» sözü — sayfanın dipnotu bunu Buhârî ve Müslim'e dayandırır. (3) Sahâbe uygulaması: el-Esrem'in rivayetiyle Kudâme b. Maz'ûn'un Zübeyr'in kızıyla «doğduğu sırada» (حين نفست) evlenmesi — «ölürsem bana vâris olur, yaşarsam karım olur» — ve Ali'nin küçük kızı Ümmü Gülsüm'ü Ömer'e vermesi.

Bir sonraki sayfa matnin ikinci halkasına, büyük bâkireye geçer ve Ahmed'den iki rivayet nakleder: biri babanın onu da zorlayabileceği (Mâlik, İbn Ebî Leylâ, Şâfiî, İshak'ın görüşü), öteki zorlayamayacağı (Ebû Bekir'in tercihi; Evzâî, Sevrî, Ebû Ubeyd, Ebû Sevr, Ashâbu'r-re'y ve İbnü'l-Münzir'in görüşü). Yani küçük hakkındaki «ihtilaf yok» hükmü, büyük hakkında mezhebin kendi içinde bile yoktur.

Önceki sayfanın sonu
فصل: والكَفاءةُ مُعْتبرَةٌ فى الرَّجُلِ دُونَ المرأةِ؛ فإنَّ النَّبِىَّ ﷺ لا مُكافِئَ له، وقد تَزَوَّجَ من أحْياءِ العَرَبِ، وتزوجَ صَفِيَّةَ بنت حُيىٍّ، وتسَرَّى بالإِمَاءِ، وقال: "مَنْ كَانتْ عِنْدَهُ جَاريةٌ، فعَلَّمَها، وأحْسَنَ تَعْلِيمَها، وأحْسَنَ إلَيهَا، ثُمَّ أعْتَقَها وتزَوَّجَهَا، فَلَهُ أجْرانِ". متفقٌ عليه (٤٥). ولأنَّ الوَلَدَ يَشْرُفُ بشَرَفِ أبيه، لا بأُمِّه، فلم يُعْتَبَرْ ذلك فى الأُمِّ.
Sonraki sayfanın başı
ابن الخَطابِ، رَضِىَ اللَّهُ عنهما. وأمَّا البِكْرُ البالغةُ العاقلةُ، فعن أحمدَ روايتان؛ إحداهما، له إجْبارُها على النكاحِ، وتَزْوِيجُها بغيرِ إذْنِها، كالصغيرةِ. وهذا مذهبُ مالكٍ، وابنِ أبى لَيْلَى، والشافعىِّ، وإسحاقَ. والثانية، ليس له ذلك، اختارها أبو بكرٍ. وهو مذهبُ الأوْزاعىِّ، والثَّوْرِىِّ، وأبى عُبَيْدٍ، وأبى ثَوْرٍ، وأصْحابِ الرَّأْىِ، وابنِ المُنْذِرِ

Mezheplerin konumu

Hanefî

Baba (ve dede) küçük oğlan ve kızı rızaları aranmaksızın evlendirebilir; delil Âişe rivayeti ve sahâbe uygulamalarıdır. Aynı sayfa İbn Şübrüme ile Ebû Bekir el-Asamm'ın muhalefetini kaydeder.

el-Mebsût (Serahsî) c.4 s.212 — https://shamela.ws/book/5423/897
Mâlikî

Kimse kimseyi nikâha zorlayamaz; istisna baba (bâkire kızı ve küçük oğlu hakkında), efendi ve velî olmak üzere sayılıdır.

el-Müdevvene c.2 s.100 — https://shamela.ws/book/587/603
Şâfiî

Bâkirenin babası onu nikâhlamaya kendisinden daha yetkilidir; gerekçe yedi ve dokuz yaşındaki bir kızın kendi üzerinde söz hakkı bulunmamasıdır.

el-Umm c.5 s.179 — https://shamela.ws/book/1655/1346
Hanbelî

Baba küçük bâkire kızını, istemese ve direnirse de dengiyle evlendirir; İbn Kudâme bunda ihtilaf olmadığını söyler ve İbnü'l-Münzir'den icmâ nakleder. Büyük bâkire hakkında Ahmed'den iki rivayet vardır. Bu girdinin konusu olan sayfa budur.

el-Muğnî (Türkî) c.9 s.398 — https://shamela.ws/book/6910/4781

Gelenek bunu nasıl savunur

Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur.

(1) Yetki kayıtlıdır. Matin babanın yetkisini kefâete bağlar; kıza denk olmayan bir evlilik bu sayfanın hükmüne girmez. Klasik usûlde babanın yetkisi, çocuğa en şefkatli kişi olduğu varsayımına dayanır ve dede dışında hiçbir velîye tanınmaz.

(2) Akit ile zifaf ayrıdır. Hanbelî mezhebi nikâh akdini cinsel birliktelikten ayırır; zifaf kızın buna tahammülüne bağlanır (bkz. girdi «Ahmed: dokuz yaşını dolduran kız zifafa teslim edilir» — Keşşâf 12/70'teki ifdâ şartı). Savunucular, sayfanın bir akdi düzenlediğini, bir fiili değil, söyler.

(3) Delil Kur'an'dandır. İbn Kudâme hükmü önce bir âyete, 65:4'e dayandırır; çıkarım dolaylı ama keyfî değildir — üç aylık iddet boşanmayı, boşanma da önceki bir nikâhı gerektirir.

(4) Geleneğin kendi freni kayıtlıdır. Bir sonraki sayfada Ahmed'in ikinci rivayeti, büyük bâkirenin zorlanamayacağını «bâkireden izin alınmadıkça nikâhlanmaz» hadisiyle savunur ve bunu Evzâî'den İbnü'l-Münzir'e uzanan bir çoğunluğa nispet eder. Mezhep rıza ilkesini tanır; tartışma onun kapsamı üzerinedir.

Bugün de böyle mi?

Güncel fetva bağlantısı henüz eklenmedi.

Kur'an ne diyor?

Yorum

Bu bölüm sitenin editoryal görüşüdür. Yukarıdaki kayıt ondan bağımsızdır ve tek başına doğrulanabilir.

Bu sayfanın sicile girmesinin sebebi, bir babanın küçük kızını evlendirme yetkisini tanıması değil — o yetki her dört mezhebin kanonunda vardır ve sicilde zaten dört girdiyle kayıtlıdır — kızın itirazını tasavvur edip hükümsüz saymasıdır. Matin «istemese de» der; İbn Kudâme bunu «istememesine ve direnmesine rağmen» diye genişletir. Sayfa rızası olmayan birinin değil, rızasızlığını gösteren birinin nikâhından söz eder.

Kur'an bu durumu adıyla anar ve yasaklar. 4:19 kadınların كَرۡهٗا, iradeleri dışında, bir nikâh düzenine sokulmasını helâl saymaz; sayfa aynı kökten gelen كَرَاهِيَة kelimesiyle bu iradeyi hükmün kapsamına alır. 4:21 mîsâkı alan tarafı kadınlar olarak tanımlar; 2:232 velîye yalnız engellememeyi emreder ve nikâhı iki tarafın karşılıklı razı olmasına bağlar. Bu âyetlerin hiçbiri bir yaş sınırı koymaz ve bu dürüstçe söylenmelidir; fakat üçü de nikâhı, tarafların iradesiyle kurulan bir ilişki olarak tarif eder. İradesi hükümsüz sayılan bir taraf bu tarifin dışında kalır.

Sayfanın kendi Kur'an delili, 65:4, bu açığı kapatmaz. Âyet bir iddet süresini düzenler; «henüz âdet görmeyenler» ibaresi yaş değil hayız ölçüsü bildirir. İbn Kudâme'nin «onun izni muteber değildir» cümlesi âyetin sonucu değil, ona eklenmiş bir öncüldür: âdet görmeyen = küçük, küçük = izni hükümsüz. İkinci eşitlik âyette yoktur.

İcmâ iddiası da kendi sayfasında sınırlarını gösterir. İbnü'l-Münzir'in formülü «kendisinden belleyebildiklerimiz» der; İbn Kudâme bunu «ihtilaf yoktur»a çevirir. Oysa aynı meselede el-Mebsût (c.4 s.212) İbn Şübrüme ile Ebû Bekir el-Asamm'ın muhalefetini kaydeder ve bu muhalefetin delili tam olarak 4:6'dır — nikâhı bir çağa bağlayan âyet. Sayfanın kendi dipnotu da, icmâ cümlesindeki «bâkire» kelimesinin esas nüshada bulunmadığını not eder. Yani «ihtilaf yok» hükmü, geleneğin kendi kayıtlarında hem muhalif hem de metin tereddüdü taşır.

Son olarak sayfanın sahâbe delili, hükmün mantıksal sonucunu kendisi gösterir: Kudâme b. Maz'ûn'un Zübeyr'in kızıyla «doğduğu sırada» evlenmesi. Gerekçesi sayfada açıktır ve bir mirastır: «ölürsem bana vâris olur». Kur'an'ın 4:6'da nikâhı rüşdün sınanmasıyla birlikte andığı yerde, sayfa nikâhı yenidoğanın miras payını düzenleyen bir işleme dönüştüren bir örneği delil sayar.

Doğrulandı: 2026-09-10