İbn Kudâme: baba küçük bâkire kızını, istemese ve direnirse de evlendirir — bunda ihtilaf yoktur
Arapça metin
Sayfanın tamamı
Çeviri
Kelime kelime
onun hakkında ihtilaf yoktur فلا خلافَ فيها* kendisinden belleyebildiğimiz bütün ilim ehli icmâ etmiştir أجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِ* bâkire البِكْرَ (١)* onu bir dengiyle evlendirdiği takdirde إذا زَوَّجها من كُفْءٍ* istememesine ve direnmesine rağmen مع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِها*
Satır altı görünüm
- فلا خلافَ فيها: İbn Kudâme'nin kendi hükmüdür ve bir sonraki cümledeki icmâ naklinden **önce** gelir. Aynı mesele hakkında el-Mebsût c.4 s.212, İbn Şübrüme ile Ebû Bekir el-Asamm'ın muhalefetini ve 4:6'ya dayanan delillerini kaydeder (bkz. girdi «Serahsî: Âişe delili ve küçüklerin nikâhı»).
- أجْمَعَ كلُّ مَنْ نَحْفَظُ عنه من أهلِ العلمِ: İbnü'l-Münzir'in icmâ formülü kendi sınırını taşır: «bizim belleyebildiklerimiz». Bu, bilinen görüşlerin toplamıdır, bütün görüşlerin değil — ve İbn Kudâme bunu «ihtilaf yoktur»a çevirir.
- البِكْرَ (١): Sayfanın kendi dipnotu: «(١) سقط من: الأصل» — «البكر» kelimesi muhakkiklerin esas aldığı nüshada **yoktur**, başka nüshalardan eklenmiştir. Esas nüshada icmâ cümlesi yalnız «babanın küçük kızını nikâhlaması» der.
- إذا زَوَّجها من كُفْءٍ: Yetkinin tek kaydı kefâettir: kocanın soy, din, meslek ve servet bakımından kıza denk olması. Kaydın koruduğu şey kızın iradesi değil ailenin itibarıdır.
- مع كَرَاهِيَتِها وامْتِناعِها: كَرَاهِيَة ك-ر-ه kökündendir. Kur'an aynı kökle kadınlar üzerindeki tasarrufu yasaklar: «لَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَرِثُواْ ٱلنِّسَآءَ كَرۡهٗا» (4:19). امتناع ise yalnız bir duyguyu değil fiilî bir **direnişi** adlandırır — sayfa kızın itirazını tasavvur eder ve onu hükümsüz sayar.
Kaynak
Bağlam
Pasaj el-Muğnî'nin nikâh kitabında, Hırakî'nin Muhtasar'ından alınan 1118 numaralı mes'elenin şerhinin açılışıdır (c.9 s.398). Matin: «Adam bâkire kızını evlendirir ve onu bir dengine verirse, kız istemese de nikâh sabittir — büyük olsun küçük olsun.» İbn Kudâme şerhe matnin iki halkasını ayırarak başlar ve önce küçük bâkireyi ele alır; alıntı budur.
Sayfa hükmü üç delille destekler. (1) Âyet: 65:4'teki «وَٱلَّٰٓـِٔي لَمۡ يَحِضۡنَ» ibaresi — İbn Kudâme'nin çıkarımı, üç aylık iddetin ancak bir nikâhtan sonraki boşanma ya da fesihten doğabileceği, dolayısıyla henüz âdet görmeyen kızın evlendirilip boşanabileceğidir; ve «onun izni muteber olmadığı için» izni aranmaz. (2) Rivayet: Âişe'nin «Peygamber benimle altı yaşımda evlendi, dokuz yaşımda zifafa girdi» sözü — sayfanın dipnotu bunu Buhârî ve Müslim'e dayandırır. (3) Sahâbe uygulaması: el-Esrem'in rivayetiyle Kudâme b. Maz'ûn'un Zübeyr'in kızıyla «doğduğu sırada» (حين نفست) evlenmesi — «ölürsem bana vâris olur, yaşarsam karım olur» — ve Ali'nin küçük kızı Ümmü Gülsüm'ü Ömer'e vermesi.
Bir sonraki sayfa matnin ikinci halkasına, büyük bâkireye geçer ve Ahmed'den iki rivayet nakleder: biri babanın onu da zorlayabileceği (Mâlik, İbn Ebî Leylâ, Şâfiî, İshak'ın görüşü), öteki zorlayamayacağı (Ebû Bekir'in tercihi; Evzâî, Sevrî, Ebû Ubeyd, Ebû Sevr, Ashâbu'r-re'y ve İbnü'l-Münzir'in görüşü). Yani küçük hakkındaki «ihtilaf yok» hükmü, büyük hakkında mezhebin kendi içinde bile yoktur.
Önceki sayfanın sonu
Sonraki sayfanın başı
Mezheplerin konumu
| Hanefî | Baba (ve dede) küçük oğlan ve kızı rızaları aranmaksızın evlendirebilir; delil Âişe rivayeti ve sahâbe uygulamalarıdır. Aynı sayfa İbn Şübrüme ile Ebû Bekir el-Asamm'ın muhalefetini kaydeder. |
|---|---|
| Mâlikî | Kimse kimseyi nikâha zorlayamaz; istisna baba (bâkire kızı ve küçük oğlu hakkında), efendi ve velî olmak üzere sayılıdır. |
| Şâfiî | Bâkirenin babası onu nikâhlamaya kendisinden daha yetkilidir; gerekçe yedi ve dokuz yaşındaki bir kızın kendi üzerinde söz hakkı bulunmamasıdır. |
| Hanbelî | Baba küçük bâkire kızını, istemese ve direnirse de dengiyle evlendirir; İbn Kudâme bunda ihtilaf olmadığını söyler ve İbnü'l-Münzir'den icmâ nakleder. Büyük bâkire hakkında Ahmed'den iki rivayet vardır. Bu girdinin konusu olan sayfa budur. |
Gelenek bunu nasıl savunur
Geleneğin savunması şu hatlarda kurulur.
(1) Yetki kayıtlıdır. Matin babanın yetkisini kefâete bağlar; kıza denk olmayan bir evlilik bu sayfanın hükmüne girmez. Klasik usûlde babanın yetkisi, çocuğa en şefkatli kişi olduğu varsayımına dayanır ve dede dışında hiçbir velîye tanınmaz.
(2) Akit ile zifaf ayrıdır. Hanbelî mezhebi nikâh akdini cinsel birliktelikten ayırır; zifaf kızın buna tahammülüne bağlanır (bkz. girdi «Ahmed: dokuz yaşını dolduran kız zifafa teslim edilir» — Keşşâf 12/70'teki ifdâ şartı). Savunucular, sayfanın bir akdi düzenlediğini, bir fiili değil, söyler.
(3) Delil Kur'an'dandır. İbn Kudâme hükmü önce bir âyete, 65:4'e dayandırır; çıkarım dolaylı ama keyfî değildir — üç aylık iddet boşanmayı, boşanma da önceki bir nikâhı gerektirir.
(4) Geleneğin kendi freni kayıtlıdır. Bir sonraki sayfada Ahmed'in ikinci rivayeti, büyük bâkirenin zorlanamayacağını «bâkireden izin alınmadıkça nikâhlanmaz» hadisiyle savunur ve bunu Evzâî'den İbnü'l-Münzir'e uzanan bir çoğunluğa nispet eder. Mezhep rıza ilkesini tanır; tartışma onun kapsamı üzerinedir.
Bugün de böyle mi?
Kur'an ne diyor?
- 4:19 Metin açıkça söylüyor
﴿لَا يَحِلُّ لَكُمۡ أَن تَرِثُواْ ٱلنِّسَآءَ كَرۡهٗا﴾: Kur'an kadınlar üzerindeki tasarrufu ك-ر-ه köküyle sınırlar: onların iradesi dışında (كَرۡهٗا) bir nikâh düzenine sokulmaları helâl değildir. Sayfa aynı kökü tersine kullanır — «مع كَرَاهِيَتِها» — ve kızın istememesini hükmün engeli değil hükmün kapsamı hâline getirir.
- 4:21 Metin açıkça söylüyor
﴿وَأَخَذۡنَ مِنكُم مِّيثَٰقًا غَلِيظٗا﴾: Mîsâkı alan taraf kadınlardır; fiil onlara isnat edilir. «İzni muteber olmayan» ve istemese de akde bağlanan bir taraf, tarif gereği mîsâk alan taraf olamaz.
- 4:6 Metin açıkça söylüyor
﴿وَٱبۡتَلُواْ ٱلۡيَتَٰمَىٰ حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغُواْ ٱلنِّكَاحَ فَإِنۡ ءَانَسۡتُم مِّنۡهُمۡ رُشۡدٗا﴾: Kur'an nikâhı bir çağa bağlar — «nikâh çağına erinceye kadar» — ve o çağı rüşdün sınanmasıyla birlikte anar. Metnin kendi dilinde nikâh, bir eşiğin ötesinde duran bir durumdur; sayfanın «doğduğu sırada» nikâhlanan kız örneği bu eşiği tamamen ortadan kaldırır.
- 2:232 Metin açıkça söylüyor
﴿فَلَا تَعۡضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحۡنَ أَزۡوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوۡاْ بَيۡنَهُم بِٱلۡمَعۡرُوفِ﴾: Âyet velîye bir yetki değil bir yasak verir: engelleme. Nikâh fiili kadınlara isnat edilir ve şart karşılıklı razı olmadır (تَرَٰضَوۡاْ, VI. bâb). Kur'an velî ile nikâh arasındaki ilişkiyi burada kurar ve o ilişki icbâr değil, engel olmamaktır.
- 65:4 Metinle uyumlu
﴿وَٱلَّٰٓـِٔي يَئِسۡنَ مِنَ ٱلۡمَحِيضِ مِن نِّسَآئِكُمۡ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَٰثَةُ أَشۡهُرٖ وَٱلَّٰٓـِٔي لَمۡ يَحِضۡنَ﴾: Sayfanın ilk delili. Dürüst değerlendirme: ibare yaş bildirmez. İlk halka âdetten kesilmiş kadınlardır; ikinci ibare ona atfedilir ve ikisini birleştiren ortak nitelik yaş değil, hayzın ölçü olarak bulunmamasıdır — âdet görmemenin küçüklük dışında sebepleri vardır. Âyet bir iddet sayımını düzenler, bir akdin kurulmasını meşrulaştırmaz; hele kızın izninin «muteber olmadığı» sonucunu hiç taşımaz. Sayfanın «izni muteber değildir» cümlesi âyetten değil, âyete eklenen bir öncülden gelir.

Bu sayfanın sicile girmesinin sebebi, bir babanın küçük kızını evlendirme yetkisini tanıması değil — o yetki her dört mezhebin kanonunda vardır ve sicilde zaten dört girdiyle kayıtlıdır — kızın itirazını tasavvur edip hükümsüz saymasıdır. Matin «istemese de» der; İbn Kudâme bunu «istememesine ve direnmesine rağmen» diye genişletir. Sayfa rızası olmayan birinin değil, rızasızlığını gösteren birinin nikâhından söz eder.
Kur'an bu durumu adıyla anar ve yasaklar. 4:19 kadınların كَرۡهٗا, iradeleri dışında, bir nikâh düzenine sokulmasını helâl saymaz; sayfa aynı kökten gelen كَرَاهِيَة kelimesiyle bu iradeyi hükmün kapsamına alır. 4:21 mîsâkı alan tarafı kadınlar olarak tanımlar; 2:232 velîye yalnız engellememeyi emreder ve nikâhı iki tarafın karşılıklı razı olmasına bağlar. Bu âyetlerin hiçbiri bir yaş sınırı koymaz ve bu dürüstçe söylenmelidir; fakat üçü de nikâhı, tarafların iradesiyle kurulan bir ilişki olarak tarif eder. İradesi hükümsüz sayılan bir taraf bu tarifin dışında kalır.
Sayfanın kendi Kur'an delili, 65:4, bu açığı kapatmaz. Âyet bir iddet süresini düzenler; «henüz âdet görmeyenler» ibaresi yaş değil hayız ölçüsü bildirir. İbn Kudâme'nin «onun izni muteber değildir» cümlesi âyetin sonucu değil, ona eklenmiş bir öncüldür: âdet görmeyen = küçük, küçük = izni hükümsüz. İkinci eşitlik âyette yoktur.
İcmâ iddiası da kendi sayfasında sınırlarını gösterir. İbnü'l-Münzir'in formülü «kendisinden belleyebildiklerimiz» der; İbn Kudâme bunu «ihtilaf yoktur»a çevirir. Oysa aynı meselede el-Mebsût (c.4 s.212) İbn Şübrüme ile Ebû Bekir el-Asamm'ın muhalefetini kaydeder ve bu muhalefetin delili tam olarak 4:6'dır — nikâhı bir çağa bağlayan âyet. Sayfanın kendi dipnotu da, icmâ cümlesindeki «bâkire» kelimesinin esas nüshada bulunmadığını not eder. Yani «ihtilaf yok» hükmü, geleneğin kendi kayıtlarında hem muhalif hem de metin tereddüdü taşır.
Son olarak sayfanın sahâbe delili, hükmün mantıksal sonucunu kendisi gösterir: Kudâme b. Maz'ûn'un Zübeyr'in kızıyla «doğduğu sırada» evlenmesi. Gerekçesi sayfada açıktır ve bir mirastır: «ölürsem bana vâris olur». Kur'an'ın 4:6'da nikâhı rüşdün sınanmasıyla birlikte andığı yerde, sayfa nikâhı yenidoğanın miras payını düzenleyen bir işleme dönüştüren bir örneği delil sayar.